Temmuz 25, 2012
arada olur öyle #78
hadi bugün herkes hep görüştüğü yada uzun süredir görüşmediği ama sevdiği, özlediği kişilere onu özlediğini söylesin.
Temmuz 21, 2012
benim aklım köşeli #63
bazı şarkılar sadece bazı kişileri çağrıştırıyo, dinledikçe anımsıyorum anımsadıkça vay be diyorum.
terapik dialoglar #43
-abi ne diyosun bu işe?
-atalarımız bize söyleyecek söz bırakmamış be olum.
-valla doğru diyosun.
-atalarımız bize söyleyecek söz bırakmamış be olum.
-valla doğru diyosun.
Temmuz 19, 2012
Temmuz 18, 2012
kafamın aynı olduğu adamlar #26
..
...
kul himmet üstadım gelse otursa
hakkın kelamını dile getirse
dünya benim deyi zapta geçirse
karun kadar malın olsa ne fayda.
Temmuz 15, 2012
Temmuz 10, 2012
algı böyle bir şey evet #40
rüzgar ıslak gece sisli
gölgelerin sessizliği
yorgun yalnız yürüyorum
umutları ara
umutları arıyorum
yine sana dönüyorum
seninle...
gölgelerin sessizliği
yorgun yalnız yürüyorum
umutları ara
umutları arıyorum
yine sana dönüyorum
seninle...
Temmuz 09, 2012
algı böyle bir şey evet #49
geçmişle içiçeyim. hatta bugünüm zaten geçmişimin toplamı; yani ben. dönüp de geçmişe kızmanın bir anlamı olmadığı gibi, geçmişten tamamen sıyrılmanın da mümkünatı yok. bunu son birkaç ayında yirmi küsür kişiyi hayatından çıkarmış, artık onlarsız hayatına devam eden biri olarak söylüyorum. dün dündü, bugün ise bugün. merhaba yeni bir gün.
Temmuz 05, 2012
arada olur öyle #77
arada fırsat yarattıkça gittiğim kafe vebenzeri yerlerde bisüre sonra çay istediğimde önüme hafif demli ve şekersiz çayın gelişi, çayı getiren kişinin beni artık tanıdığının bi göstergesi. evet
Temmuz 03, 2012
Temmuz 02, 2012
Haziran 25, 2012
Haziran 24, 2012
aynı dertten muzdarip #23
yaşasın halkların kardeşliği. kimi kimden ayırdılar da nasıl bu hale geldik be. insanız ama bildiğin mahkumuz dünyada. eziyorlar bizi, gıkımız çıkmıyor. giderek kitlesel bağımlı insanlara dönüşüyoruz, herkes çocuğunun geleceğini acıyla bekliyor. ama değiştirecek olan da benim ya zaten demiyor, diyemiyor.
Haziran 23, 2012
benim aklım köşeli #61
yasak olana ilgi artar ya hani, bildiğin anala orala yönlendiriyo toplumu danıştay!
benim aklım köşeli #60
reklamlarda yok şu bedava yok bu bizden size hediye bilmem nelerin arkaplanında aslında hep başka bi önkoşul yada gereklilik varya, içine boşaliym senin ben kapitalizm diye be!
aynı dertten muzdarip #22
filmlerde ana karakter dalıp gider, arkaplanda bi film oynuyodur, o duymaz ama konuşulanları, olayları, sonra bi an kendine gelir de ana karakter, o an tv'deki dialogları dinler de bu ne lan der kapatır ya, aynı böyle bişey yaşadım bana da böyle oldu bugün. çok dalıp gidiyorum bu aralar.
algı böyle bir şey evet #47
yeni bir haftanın başladığının farkına varırsın ya pazartesi günleri; o gün benim için perşembeye denk geliyor. mizah dergilerinin haftalık yeni sayılarından anlıyorum koca bir haftanın aslında zırt diye geçtiğini.
kafamın aynı olduğu adamlar #23
"love looks not with the eyes, but with the mind, and therefore is winged Cupid painted blind.."
Haziran 21, 2012
arada olur öyle #76
belki de bir benzerini daha yaşayamayacağım enfes bir gün yaşadım. çok uzun zaman olmuştu böylesi rahat bir hissiyata dokunmayalı, ne diyeyim keşke yine sabah sekiz olsa saat, uyansam ve gün yeniden başlasa.
Haziran 17, 2012
Haziran 16, 2012
algı böyle bir şey evet #46
hakkı kişilerden dolayı öğrenmeye çalışma. önce hakkı tanı, sonra ehlini tanırsın.
Haziran 12, 2012
Haziran 09, 2012
Haziran 07, 2012
benim aklım köşeli #58
bir yeri ya da birini sevdiğimi anladığım an, onu özlediğim ana eşdeğer. tam da o an hatta.
Haziran 03, 2012
kafamın aynı olduğu adamlar #22
"...
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
uyarına gelirse tepemde bir de çınar, demiştin yıllar önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki manda gözü
demek ki şile bezi
bir de memedin yüzü
bir de saman sarısı
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı..
yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
üç haziran altmışüçü
..."
Mayıs 31, 2012
terapik dialoglar #41
-gözlerinin içine başka hayal girmesin, bana ait çizgiler dikkat et silinmesin!
-he oldu. nee?
-he oldu. nee?
aynı dertten muzdarip #21
odamda olağan dışı ses çıkardığım zamanlarda aklımda beliren "lan acaba annem duymuş mudur?" düşüncesi aslında kafamın da güzel olduğunu farkettiğim an anlamına geliyor.
arada olur öyle #73
geri geri yanaşan bi arabanın arkasından geçerken kullananı gördüm, o da beni gördü, bi anda fena bi korku hissettim lan freni gazı karıştırıp vurmasın şimdi bana diye. neyseki bişey olmadı.
arada olur öyle #72
bugünün en gergin dakikalarından biri eve alınacak bir demet maydonoz ve sarımsağı alma işini babama bıraksam mı bırakmasam mı, yoksa kendim mi alsam anı olabilir.
biliyorum çünkü kesin bozuklarından seçicek.
benim aklım köşeli #56
denizdeymişcesine, gittikçe rahatlık veren ama ayaklarını yerden kesipte tamanen suyun içinde olduğun anın yarattığı o his kadar tetikte ve merakla ilerliyorum. bi varım bi yokum, yaşamak lazım. hayatın farkındayım yada kendimce bi anlam mı oluşturdum bilmiyorum, anlamsızlığının getirdiği bu hissin oluşturduğu şeyin yaşayabildiğim kadarını yaşayasım var. o derece.
algı böyle bir şey evet #43
hayırdır lan? bünye münye değişiyo, kafa hep bir yerlerde, n'oluyor hacı?
bir de mesela ne biçim bir hayat yaşıyoruz lan? elimizde telefonlar, adeta küçük bir bilgisayar olanları var mesela. uçak, hızlı tren, falan.. benim yazmamı ve sizin şu an bunları plastik bir ekrandan okuyor olmanızı sağlayan bir gelişmişlik halindeyiz. gelen gideni aratır lafının aslında çalışanla ya da sevdiğin kişiyle ya da iş arkadaşınla olması dışında aslında zaman için söylenmiş bir şey oluşunu anlamanın verdiği hissin beliriş anı diye bir şey yaşayabiliyorsun.
bizi kendimizden uzaklaştırmaya çalışıyolar. çünkü tersinden korkuyolar.
bir de mesela ne biçim bir hayat yaşıyoruz lan? elimizde telefonlar, adeta küçük bir bilgisayar olanları var mesela. uçak, hızlı tren, falan.. benim yazmamı ve sizin şu an bunları plastik bir ekrandan okuyor olmanızı sağlayan bir gelişmişlik halindeyiz. gelen gideni aratır lafının aslında çalışanla ya da sevdiğin kişiyle ya da iş arkadaşınla olması dışında aslında zaman için söylenmiş bir şey oluşunu anlamanın verdiği hissin beliriş anı diye bir şey yaşayabiliyorsun.
bizi kendimizden uzaklaştırmaya çalışıyolar. çünkü tersinden korkuyolar.
Mayıs 25, 2012
yol çizgileri #28
en büyük asker bizim asker. peh..
aslında o öyle değil; en küçük asker sizinkisi. bir bok bilmeyen, daha yaşamamış olan, gidecek olan.. bot bağlamayı, yatağını nasıl yapması gerektiğini öğrenecek usta askerden. sonra bir farkına varacak ki; ben nerdeyim lan?! diyecek! öyle ya da böyle kabullenecek tabii. beş para etmez insanlarla aynı koğuşta yanyana yatıp kalkacak. en büyük asker acemi asker..
usta'ya geçtimi asıl en küçük asker sizin asker. üst devreler var, torun olacak gidince. daha ona karavana açtıracak ve koğuşu temizletecekler. nöbetçi subay çay isteyecek, sike sike götürecek en büyük asker. sonra nöbetler başlayacak. gecenin bir yarısı omzundaki çizgilerin verdiği güçle çavuş uyandıracak onu, hadi kalk lan nöbetin var, diyecek. halbuki daha yeni dalmış olacak uykuya belki ama da kimin umrunda bu?! sorgusuz, postalı ayağına ve kamuflajı üstüne giyinecek, gün sayacak şafak defterinden; üstdevre olmama daha şu kadar gün var, diye. üst devre, kral devre olacak da rahat edecek. bir yıl demek bu.
hadi herkes tutsun nefesini bir yıl? hım olmadı değil mi?..
dahası, üç numara saçlarıyla yolculandığı, ardından ağlayan ve bekleyen kişiler için geceler boyunca düşünecek, ıslık çalıp çaresizliğin tadına varacak. ve öyle gecelerin birinde anlayacak ki bizim asker, boş bir savaşın içinde. öylesine yaşıyor. işte o an sabretmeyi öğrenecek içinde kaybolan vatan sevgisiyle birlikte. şansı varsa hayatta kalacak. ziyan olan günlerinden çok sonrasına umut bağlayacak. en aciz asker bizim asker.
hayatın bilmem kaç günü, her an'ı böyle rutinle geçecek, harcanacak.. ee artık kız istemeye de işe girmeye de hakkı var ne de olsa, o son a4 kağıt sayesinde, peki bu yaşanan zaman niyeydi? neye hizmet etti? büyümek olgunlaşmak için illa böyle bir şey lazım ve gerekli miydi? en sonunda da siktiredecek her şeyi, özlediği şeyleri sırayla hızlıca yaptıktan sonra başlayacak standart bir hayata bu asker. en rutin asker sizin asker. hee evet.
kağıt üstünde hala askerim, fiilen bitirsem de. ve günde oniki saat cezaevi nöbetinin ardından şimdilerde bir o kadar dükkan nöbeti tutuyorum, alibaba'yı dinlendiriyorum. dinlensin. bu aralar caddede önümden asker konvoyları geçiyor görüyorum, düşünüyorum.. ve bunları gecenin bir vakti, zamanında köpekler gibi özlediğim odamın bir köşesinde, ustada aldığım siyah stabilo kalem ve acemide kitap okurken kullandığım okuma feneri yardımıyla döküyorum kağıda hala aklımda gezinen silah seri numaramla, o günleri düşünerek. güzel şeylerden çok hatırlayıp küfrederek..
en normal asker, en yitik asker bizim asker. evet.
aslında o öyle değil; en küçük asker sizinkisi. bir bok bilmeyen, daha yaşamamış olan, gidecek olan.. bot bağlamayı, yatağını nasıl yapması gerektiğini öğrenecek usta askerden. sonra bir farkına varacak ki; ben nerdeyim lan?! diyecek! öyle ya da böyle kabullenecek tabii. beş para etmez insanlarla aynı koğuşta yanyana yatıp kalkacak. en büyük asker acemi asker..
usta'ya geçtimi asıl en küçük asker sizin asker. üst devreler var, torun olacak gidince. daha ona karavana açtıracak ve koğuşu temizletecekler. nöbetçi subay çay isteyecek, sike sike götürecek en büyük asker. sonra nöbetler başlayacak. gecenin bir yarısı omzundaki çizgilerin verdiği güçle çavuş uyandıracak onu, hadi kalk lan nöbetin var, diyecek. halbuki daha yeni dalmış olacak uykuya belki ama da kimin umrunda bu?! sorgusuz, postalı ayağına ve kamuflajı üstüne giyinecek, gün sayacak şafak defterinden; üstdevre olmama daha şu kadar gün var, diye. üst devre, kral devre olacak da rahat edecek. bir yıl demek bu.
hadi herkes tutsun nefesini bir yıl? hım olmadı değil mi?..
dahası, üç numara saçlarıyla yolculandığı, ardından ağlayan ve bekleyen kişiler için geceler boyunca düşünecek, ıslık çalıp çaresizliğin tadına varacak. ve öyle gecelerin birinde anlayacak ki bizim asker, boş bir savaşın içinde. öylesine yaşıyor. işte o an sabretmeyi öğrenecek içinde kaybolan vatan sevgisiyle birlikte. şansı varsa hayatta kalacak. ziyan olan günlerinden çok sonrasına umut bağlayacak. en aciz asker bizim asker.
hayatın bilmem kaç günü, her an'ı böyle rutinle geçecek, harcanacak.. ee artık kız istemeye de işe girmeye de hakkı var ne de olsa, o son a4 kağıt sayesinde, peki bu yaşanan zaman niyeydi? neye hizmet etti? büyümek olgunlaşmak için illa böyle bir şey lazım ve gerekli miydi? en sonunda da siktiredecek her şeyi, özlediği şeyleri sırayla hızlıca yaptıktan sonra başlayacak standart bir hayata bu asker. en rutin asker sizin asker. hee evet.
kağıt üstünde hala askerim, fiilen bitirsem de. ve günde oniki saat cezaevi nöbetinin ardından şimdilerde bir o kadar dükkan nöbeti tutuyorum, alibaba'yı dinlendiriyorum. dinlensin. bu aralar caddede önümden asker konvoyları geçiyor görüyorum, düşünüyorum.. ve bunları gecenin bir vakti, zamanında köpekler gibi özlediğim odamın bir köşesinde, ustada aldığım siyah stabilo kalem ve acemide kitap okurken kullandığım okuma feneri yardımıyla döküyorum kağıda hala aklımda gezinen silah seri numaramla, o günleri düşünerek. güzel şeylerden çok hatırlayıp küfrederek..
en normal asker, en yitik asker bizim asker. evet.
algı böyle bir şey evet #42
gözetlendiğinden, her hareketinin takip edildiğinden, aslında onların istediği gibi yaşadığından, internet denen çıkmazla aslında oyalandığından, gerçekten dokunmak varken sanal hisler yaşadığının farkında olmadan yaşayan o kadar çok kişi var ki çevremde ve hepsine inat nasıl bir güçle tüm bu olanlara direndiğimi bir bilseler, bir anlasalar gerçekle sunulan şey arasındaki farkı, belki de hiç yargılamayacaklar benim şu eski inadımı.. var olma çabamı.. sanal düşler peşinde değilim, sunulandan değil de hissettiğimden yanayım. ama o kadar az ve yoksunum ki; ben değil tüm bu olanların bitmesini istemeyenlerin sayısı daha fazla ya, o yüzden tüm bu başıma gelenler ve bu sindireyemiyişim. lanet olsun böyle düzene, sisteme.
ben sizin farkınızdayım, devam edin, uyutun herkesi.. kanmak gibi bir niyetim yok siz de bunu çıkarmayın aklınızdan. rahat uyumayın varlığım yüzünden.
ben sizin farkınızdayım, devam edin, uyutun herkesi.. kanmak gibi bir niyetim yok siz de bunu çıkarmayın aklınızdan. rahat uyumayın varlığım yüzünden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





