Aralık 19, 2024

kafamın aynı olduğu kadınlar #2

...

ah, olur da bir gün sen de özlersen
olur da bir gün sen de gözlerimle buluşmayı istersen
uzanıp tutuver elimi bir gün
utanır, diyemem, ne olur geri dön

her şey bana seni hatırlatır unutmak isterken
utanırım hep o acılı şarkılarla ağlarken
bazen bir dost ya da bir çiçekle evime gelirsin
her şey seni hatırlatır da yeniden
geri dön, geri dön

...

terapik dialoglar #110

~bugün, sabah~

-buen día señor, que tenga un buen día!
-buen día señora gracias, eres muy amable!

~bugün, akşam~

-merhaba merhaba abi otur hadi gidelim.. orada trafik var abicim şöyle yapalım...
-taksici kardeş acelem yok, tek parça gidelim yeter!

arada olur öyle #200

...

bana bu şarkıyı yazdıran
bana üç maymun yaptıran
beni bu içiren sünger gibi
bu aşkın ızdırabını

ne kendine acı ne ona
şehirler o olur sen kaçarsın
kalbim ölü bulundu dün sabah
ben bu aşkın ızdırabını

...

benim aklım köşeli #165

sayfada listelenen gönderi sayısı yaşımla aynı ilerliyor uzunca bir süredir. günlerden bir gün öyle olsun istemiş ve yapmıştım; her yeni yaşımda birer birer artıyor sayfada listelenen gönderi sayısı.. zamanla tükenen bir hayat ve gittikçe artan bir sayfada listelenen gönderi sayısı..

Aralık 11, 2024

gelecek dertleri #14

-anıları yükle, enter!
-anılarınız yükleniyor... lütfen bekleyin...
-...
-hata algılandı. anılarınız hedef kişiyle eşleştirilemedi.
-tekrar dene, enter!
-yükleniyor... hata algılandı. anılarınız hedef kişiyle eşleştirilemedi.
-hadi ama yapma.. tekrar dene, enter!
-yükleniyor.. hata algılandı. anılarınızın senkronizasyonunda bir hataya rastlandı, anılarınız hedef kişiyle eşleştirilemiyor. sistem kapatılıyor. kapatma işlemi sonrasında lütfen sistemi yeniden başlatınız ve hatanın devamı halinde en yakın teknik servisle iletişime geçiniz.
-anlaşıldı anlaşıldı..

aynı dertten muzdarip #96

kendine yaslanan dik durur.

terapik dialoglar #109

-bunca şeyler oldu ve hala anlamıyorum, neden sustun?
-seni kendime sakladım!

algı böyle bir şey evet #203

tanımadığım insanlardan her gün mektuplar alıyorum. bana hayatlarını anlatıyorlar. dertlerinden, yakalarını hiç bırakmayan yalnızlıklarından söz ediyorlar. bana duydukları güven ve kardeşlik duygularını vurgulamaya özen gösteriyorlar. bu insanlar, sürekli tehdit altında bulunan dünyamızda umut veren sözcüklere hasrettiler. tanguy'u okuduklarında bu umudu bulduklarını sandıklarından gözlerini bana çevirdiler. onların bu kardeşliği benim için ne kadar hoşsa, duydukları güven de o kadar ağır bir yük. onları hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorum. sanatçıdan çok fazla şey bekliyorlar.

kafamın aynı olduğu kadınlar #1

gözlerimin etrafındaki çizgiler artık belli oluyor
bütün o çizgiler son bir yılda oldu
sana, bana, bize ağlarken
ben leyla olmuşum kimin umrunda, mecnun çoktan gitmişken?
bu ne garip bir yangındı böyle, sen söndün ben yanarken

peki ben neden hala böyleyim, neden hala geçmişteyim?
belki de ben sana hala aşığım? işte tam burada karşındayım
ya şimdi tut elimden, ya da bir daha söz etme özlemekten

ben sana hala aşığım, işte tam burada karşındayım
ya şimdi tut elimden, ya da bir daha söz etme özlemekten
çok karışığım zaten
...

Aralık 09, 2024

algı böyle bir şey evet #202

bu yıl olabildiği kadar farklı milletten yazarların kitaplarını okudum ve bu değerli yazarların eserlerini çevirdim ellerimde sayfa sayfa. oku oku, okumak iyidir dedim kendime. birçok sonuca varılabilir tabii ki. bunların ilki şu olabilir; anadolu kültürü çok derin ve çok benzersiz, gerçekten özel. bakma şimdi tren olup birbirini düzen anadolu köylerine, gündemden arka planda kalan gerçek anadolu kültürünü anlatıyorum. diğer bir gerçek ise her toplum inanılmaz değerlere sahip. yirmili yaşlarındaki ispanyol bir hanımefendinin ilk kitabı beni değiştirdi bile, tıpkı çoktan göçüp gitmiş bir çekyalı abimiz gibi. ve bir şey daha gördüm; düşüncelerimiz benzer, çektiğimiz acılar aynı, tıkandığımız ve bir cevap aradığımız sorular birbirinin kopyası. sadece içerisinde olduğumuz toplum ve coğrafi lokasyonumuz farklı. ezcümle; çok şey öğrendim okudukça, çok şey anladım ve çokça da değiştim. ve galiba en önemlisi böylece onları da çokça var ettim ellerimde çevrilen sayfalarla. biz bizi anlarız.

Aralık 04, 2024

algı böyle bir şey evet #201

...

gençliğin, onun bezediği onurlu kisvesine adardın
bir: bir, bir, bir, bir, bir: iki, bir, üç, dört

karanlığın içinden
                        ...
                        tarafımıza telmih edildi

Aralık 03, 2024

benim aklım köşeli #164

hey heyler

hey (merhaba)
hei (okunuşu hey; ecnebi merhabası)
hey! (pardon, bir dur bakalım!)
hey hey (buradayım buradayım bana bak)
heeey (ya tamam yok öyle bir şey, bir dur beni dinle)
heeey! (aloo, kime diyorum?)
hey gidi heyy (geçmiş özlemi, anılar ah o anılar)
hey de hey (bir tutturdular ki sorma)
heyt be! (aslanım benim, yaparsın!)
heyyo (selam, naber dostum?)

her yerde bir kırmızı var. #72

elleri önlerinde bir masanın etrafına oturmuş dört kişinin fotoğrafı.

~

ortada küçük bir toprak kâsede
pipo için için yanıyor. yanında gaz lambası. duvarlarda azman dikdörtgenler.
"zamanın başlangıcı" diyeceğim buna
diye düşündü geryon odaya bir yerlerden korkunç bir soğuk dolmuştu.
çok vakit alıyordu
makineyi ayarlaması. ellerini ne zaman kımıldatmaya kalksa
etraflarında bir anın muazzam havuzları açılıyordu.
soğuk görüş alanının iki tarafını rendeliyor ortada daracık bir kanal
bırakıyordu
şokun aktığı - geryon aniden
yere oturdu. hayatında hiç bu kadar kafayı bulmamıştı. çok çıplağım,
diye düşündü. çok derin göründü bu düşünce.
ve birine âşık olmak istiyorum. bu da en derinlerine kadar çöktü. çok yanlış.
yanlış tek bir parmak gibi geldi
odayı dilimleye dilimleye ve geryon başını kaçırdı. o neydi? dedi ötekilerden
biri
asırlar sonra gözlerini ona çevirerek.

Aralık 01, 2024

kafamın aynı olduğu adamlar #124

geldiğimizde otlar yemyeşildi
ve kuzeydeydi güneş
kömür deposu boşaldı işte
mamak'a sonbahar geldi

güneş altında tutsaklar
geçen sonbahara bakıyorlar
şirin mi şirin gecekondu evleri
samsun asfaltında otomobiller
ne güzeldir yollarda olmak şimdi

arada olur öyle #198

ben de bekliyorum.
ben de özlüyorum.
ben de dinliyorum.
ben de üzülüyorum.
ben de varsayıyorum.
ben de kırılıyorum.
ben de vazgeçiyorum.
ben de hatırlıyorum.
ben de unutuyorum.
ben de umuyorum.
ben de gülüyorum.
ben de uyumuyorum.
ben de anlıyorum.
ben de biliyorum.
ben de sessizim.
ben de seziyorum.
ben de dinliyorum.
ben de hayalini kuruyorum.
ben de çığlık atıyorum.
ben de erteliyorum.
ben de hissediyorum.
ben de okuyorum.
ben de sorguluyorum.
ben de hak veriyorum.
ben de bekliyorum.

benim aklım köşeli #163

imtiyaz: ben bunu affettim, allah da beni affetsin!

benim aklım köşeli #162

insanlık tarihi açısından gayet mühim ve görülesi bir müze tasviri ile sadece amacına hizmet eden verimli bir çöpten geri kazanım tesisi arasında geziniyor hafızam.

algı böyle bir şey evet #200

yaşlı usta zafer arabası sürücüsü
            nestor'a git de,
zihninin deposunda ne var ne yok görelim.
nezaketle sor ona, bilge kişidir o zira
tarihi anlatsın sana, yalanları değil

...

ve aydınlık karanlıkta ışıyor;
karanlıksa bunu anlamıyor
kimileri diyor ki, varmış
tanrı'da / kopkoyu lâkin
göz kamaştırıcı bir karanlık

...

nestor konuşurken,
güneş gökten uzaklaştı /
ve hüzün yer
                    yüzüne indi

Kasım 30, 2024

aynı dertten muzdarip #95

toprak yağmura, ben sana aşık olduk yeniden

sabretmenin bir sınırı var bu hayatta. beklemek bir yerde bitiyor ve dengeler değişiyor; mesela sadece kendi galaksilerinde yaşayan dünyalara özgü bir şey gerçekleşip hiç bitmeyecek gibi yaşanan gün bitiyor, ve her yer kararıyor. her bir dünyanın güneşi yaşanan o güne sırtını çeviriyor.

~girdi aklıma her gece tanıdık bir melodi

gece, acımasızca geliyor. sabrediyorsun. gece uğraşıyor didiniyor ve sonunda bir şekilde yeni bir günü getiriyor.

ve hep uykuya dalmadan düşündüm geceleri

sabrın sonu beliriyor. sabrın sonu hatıralar, sabrın sonu yaşananlar ve sabrın sonu sana kalanlar oluyor. dengeyi düşünüyorsun. galaksileri ve bu galaksilerin dünyalarını düşünüyorsun. bir de gece var.

yüz binlerce yıldır böyledir gider

insan kendini her şeyin tanrısı zannediyor.

Kasım 29, 2024

Kasım 26, 2024

benim aklım köşeli #162

iki dünya karışırken
bir yarın olmalı

biz değilsek dâhi
iki dünya
bir şekilde kazanmalı

terapik dialoglar #107

-yel kayadan ne alır?
-yel kayadan -ancak- toz alır!

Kasım 24, 2024

algı böyle bir şey evet #199

eğrimiz doğrumuz kalmadı bugün, yok bir yalanımız
olan oluyor bak, ve-
dünya dönüyor, var bir an'ımız

özlemeyi övmüştüm daha dün, nasıl da yanılmışım
özlemek en gerçek şey, ve-
dünya dönüyor, biz varsak tamamız

algı böyle bir şey evet #198

yerim yokmuş bu bahar, dilim eksik omuzlarım dar
bugün olmadı, bayram gelsin yarın
o sabaha dek yazgım gözümle dünya

isyan olmuş, deprem olmuş yuvam
sevenim annem siyah almış, melek olmuş sağır
mahrum her sözüm çığlık feryat figân olmuş
gül canım kızım, siyah halinden sorumlu var

uçurtmam şahit yaram, farkım yarım adım unutmam
niyetin güzel imiş inatla
yetersizliğim görünmez, kızımsın aslında


isyan olmuş, deprem olmuş yuvam
sevenim annem dilsiz sırdaş, melek olmuş sağır
mahrum her sözüm çığlık feryat figân olmuş
gül canım kızım, siyah halinden sorumlu var

kafamın aynı olduğu adamlar #123

kut, kendine de aykırı bulduğun kendindir.

aynı dertten muzdarip #94

mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıp da
herkes arkamdan bağırmış, kimseyi duymamışım
savaş filmlerinde olur ya yaralı yaralı devam etmişim
sonuna kadar aşk ya, yanımdasın sanmışım

mayın tarlasında yürüyüp durmuşum aşk sanıp da
tel örgülerde durmamış, bir delikten geçmişim
her şey bana dur demiş, kulağım darbe almış duymamışım
sonuna kadar aşk ya, sadece inanmışım

koşmuşum, düşmüşüm, kalkmışım
sevişmek sevmekten gelir, inanmışım
elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki
bize bir şey olmaz, sanmışım

mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da (aşk sanıp da)
soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım
aşk filmlerinde olur ya işte öyle sevmişim
sonunda bedenim sağlam bulunmuş, yüreğim paramparça

mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıp da
herkes arkamdan bağırmış, kimseyi duymamışım
savaş filmlerinde olur ya yaralı yaralı devam etmişim
sonuna kadar aşk ya, yanımdasın sanmışım

koşmuşum, düşmüşüm, kalkmışım
sevişmek sevmekten gelir, inanmışım
elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki
bize bir şey olmaz, sanmışım

mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da (aşk sanıp da)
soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım
aşk filmlerinde olur ya işte öyle sevmişim
sonunda bedenim sağlam bulunmuş, yüreğim paramparça

Kasım 23, 2024

her yerde bir kırmızı var. #71

kırmızı dünya ve
tamtakım kırmızı rüzgarları bâki kaldı

geryon kalamadı

algı böyle bir şey evet #197

haklıların uykusu baldan tatlıdır.

~

geryon küçükken uyumayı severdi
ama ondan daha çok uyanmayı severdi.
pijamayla dışarı koşardı.
sert sabah rüzgârı hayat yıldırımları üfürürdü gökyüzünde her biri
kendi başına bir dünya başlatacak kadar mavi.

...

her yerde bir kırmızı var. #70

ketum volkan saklar
hiç uyumayan planını –
tekinsiz insanlara söylemez
pembe tasarılarını.

yehova'nın ona anlattığı hikâyeyi
anlatmayacaksa şayet doğa
insan doğası varlığını sürdüremez mi
bir dinleyicinin yokluğunda?

kenetli dudakları azarlar bizi
rahat bırakmalı boşboğazları
ölümsüzlüktür tek sır
insanların sakladığı.

aynı dertten muzdarip #93

tavşan, kaç!
tazı, tut!

Kasım 14, 2024

kafamın aynı olduğu adamlar #122

cahildim dünyanın rengine gandım
hayale aldandım boşuna yandım
seni ilelebet benimsin sandım
ölürüm sevdiğim zehirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
...

algı böyle bir şey evet #196

kaşların ince mince, ölürüm görmeyince
ben senden ayrılamam, kabre girmeyince

kaşların karasına, gül koymuş arasına
sen merhem olacaksın, sinemin yarasına

yayla yolu taşlıdır, yarim kalem kaşlıdır
ben yarimi tanırım, güzellerin başıdır

geleceğe not #42

geçmişini unutma.

Kasım 12, 2024

her yerde bir kırmızı var. #69

tango hüznün, aşkın, kırmızının dansıdır!

kafamın aynı olduğu adamlar #121

yasu'nun gölgesi kaşla göz arasında karanlığa karışmıştı. yüzümü dönüp teşekkür etmeye fırsat bulamadan gaz lambası çoktan köşeyi dönmüştü. tek başıma çukurun girişine vardım. sendeleyerek barakaya döndüm. yolda aklımdan pek çok şey geçmişti. yasu denen şu adam, makul bir toplumda kendini geliştirmiş olsaydı acaba şu an hangi mevkide olurdu? bir madenciden çok daha üstün olacağına şüphem yoktu. toplum mu yasu'yu öldürmüştü yoksa yasu toplumun affedemeyeceği bir şey mi yapmıştı? öylesine zihin açıcı bir adamın düşüncesizce şiddet eylemlerine başvurmasını kabullenmek güç olduğu için, suçlu muhtemelen yasu değil, toplumdu. o sıralar yaşamın verdiği toylukla, daha toplumun ne olduğunu bile tam olarak bilmiyordum; ne var ki, yasu'yu dışlayan bir toplum çok da makul sayılmaz diye düşündüm. belki de yasu'dan taraf olmanın getirisiyle, yasu'nun nihayetinde kaçmak zorunda kalacağı bir suç işlemiş olacağına inanamıyordum. kendimi, toplumun yasu'yu öldürmüş olmasına inandırmaktan alamıyordum. ancak dediğim gibi, toplumun kimlerden oluştuğunu bilmiyordum. toplumun salt insanlardan oluştuğunu düşünüyordum. insanların neden yasu gibi iyi kalpli birini öldürmüş olabileceğini bir türlü anlamıyordum. böylece toplumun suçlu olduğuna hükmettiysem de toplumdan nefret edecek raddeye gelmemiştim. sadece yasu'ya üzülmüştüm. keşke onun yerine geçebilseydim. ben buraya kendi irademle, kendimi öldürmek için gelmiştim. olur da fikrimi değiştirirsem gitmeme mâni olacak bir şeyim yoktu. yasu ise insanlar tarafından öldürülüp çaresizce buraya gelmek zorunda bırakılmıştı. dönmek istese bile gidecek bir yeri yoktu. yasu'nun durumu çok daha acıklıydı.

...

algı böyle bir şey evet #195

gam'zedeyim deva bulmam
garibim bir yuva kurmam
kaderimdir hep çektiren
inlerim hiç reha bulmam

elem beni terk etmiyor
hiç de fasıla vermiyor
nihayetsiz bu takibe
doğrusu takât yetmiyor

ehl-i dilin yoktur kadri
uğraşma gel tateos gayri
eserin çok, kıymetin yok
git talihine küs bari

kemanî tateos efendi, sevdiğiyle genç yaşında ayrı düşen ve bir daha kavuşamayan tateos efendi, altmışlı yaşlarına geldiğinde bir gün sevdiği kadının hiç evlenmediğini öğrenir ve hatta sevdiği kadın uzun yıllar sonra ermenistan'dan istanbul'a geri dönmüştür. bir ömrü boyunca sevdiği ve ayrı düştüğü kadını düşünen tateos efendi ise evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmıştır. yıllardır içinde biriken gam, sevdiği kadının istanbul'a geldiğini öğrenmesiyle birlikte onu içten içe kemirir, kemirir ve sonunda tüketir. tateos efendi çok geçmeden son nefesini verir ve defnedilirken mezar başına bir mektup gelir; tateos efendi ile gömülmesi istenen mektupta aşağıdaki dizeler vardır.

gam'zedesin devan benim
garip kuşun yuvan benim
çektiğimiz yeter gayri
kaderimsin inan benim

takat yetişmez eleme
bülbül imrenir çileme
şu bizim kara sevdamız
kalsın öteki âleme

elbet kadrini bilirim
iste canımı veririm
küsme talihine tateos
çok durmam ben de gelirim

aynı dertten muzdarip #92

bir kuyunun dibinden geliyorum. üstüm başım rutubet kokuyor. yaşamak da böyle rutubet kokulu bir şeye benziy

olmaz. bir romana böyle başlanmaz.

terapik dialoglar #106

"bir roman yazacağım. bir kocakarının romanını yazacağım."
"nasıl bir kocakarı?"
"bilmiyorum. henüz karar vermedim. bildiğim tek şey, bir kocakarı hikâyesi yazmak istediğim."

gülüyor. destekliyor mu, dalga mı geçiyor, anlayamıyorum.

"sen ne yazıyorsun bu aralar?" diye soruyorum.
"karmaşık bir hikâye. anlatmaya kalksam bir saati bulur. bitirdiğimde okuyup yorumlar mısın?"
"elbette."
"teşekkür ederim."
"bu hiç bitmeyecek, biliyorsun değil mi?"
"ne o?"
"bu, yani aramızdaki bu şey."

susuyor. onaylıyor mu, umursamıyor mu, anlayamıyorum.

Kasım 08, 2024

benim aklım köşeli #161

etten ve kemikten olma fani insanların hayatında zaman ilerlerken norveç'li tanrıçam -beni tahtına, yukarıya çağıran hani- fikrini, aklını ve muhtemelen tüm zamanını babasına ve kuzey denizlerinde kulaç atan dalgıçlara ayırıyor, buna bugün de dahil. bana göre eşsiz şeyler deneyimliyor tıpkı "bana, hadi buraya yukarıya, yanıma gel" derken olduğu gibi. gideceğim yolu görmem için var ederek parlattığı kuzey ışıklarının aydınlatması sayesinde yolumu hala dahi görebiliyorum, insan özlüyor ve bir şekilde yaratma güdüsüyle direniyor. yaratıyor da. seni seviyorum, daha önemlisi seni anlıyorum kuzeyli tanrıçam.