insanlar seni ne bilsin?
cins-i âlemden değilsin
ne ölüsün ne dirisin
ya meleksin ya hûrisin
ceylânsın çölde sekersin
turnasın katar çekersin
ya kaymaksın ya şekersin
ya meleksin ya hûrisin
ya meleksin ya hûrisin
ya meleksin ya hûrisin
HER GÜNEŞLİ PAZARTESİLERİ ÖNCE SAKALIMA GİDER PARMAKLARIM. YENİ BİR HAYATA BAŞLAMANIN HİSSİ ONDAN YÜKLENİR GÜNÜN İLK HİSSİZLİĞİNİN TADINI ÇIKARAN BEDENİME. HATTA DÜNYAYI AHESTE AHESTE DÖNDÜREN BİLE O OLABİLİR!
bunca gün, bunca ay ve bunca yıldır süren zamanda oluşan bir iz bırakabilme çabam ve tüm bunları bir şekilde var etme isteğim, ve ben.. yani sen..
gidebildiğimiz yere kadar gidelim, bakalım bizi daha neler bekliyor..
uyanıkken karşımda ve uyurken başucumda kırmızı renkte duvarlarım var. her gün, her saat -uykumda dâhi- kırmızı hep benimle. her yerde bir kırmızı var.
bu ülkede yaşamak neden bu kadar zor? neden her gün yaşanan onlarca ağır yük var bizler için? nasıl bir akıl tutulması yaşıyoruz biz? insan, insan olduğu için daha ne kadar utanabilir? hakikaten yeter!..
beni özleyen birisi var mı acaba? bir insan evladı hm?
soruya bak şimdi durduk yere tamam ama merak konusu...
birkaç gündür yine acayip rüyalardayım. dün gece rüyamda yeni doğan bir bebek vardı. gariptir ki herkes mutlu olmak yerine tedirgindi, yüzlerini hatırlıyorum.. bebek şehirde mi köyde mi dünyaya geldi? bilmiyorum, önemli de değil sanırım, ama tanıdık yüzler vardı çokça. bebek tek gözlüydü. burnunun üstünde tam alnının ortasında tek bir gözü vardı. rüyalarımı bilmeyenler için bu kadarı gariplik sınırı olabilir fakat tabii ki değil. kim bebeği görmeye gitse hem bebek huzursuz oluyor hem de giden kişi derbeder halde oluyordu, ortam o kadar gergin. bir süre bu olan biteni izledim. nedense ben bu tek gözlü bebeği görmek için yanına gidince hiçbir şey olmadı; yaklaşmam, onu görmem, orada ona bu kadar yakın durarak olan biteni gözlemlemem hali yaşandı. gözünün(!) içine baktım ve yeni doğmuş bebek gözlerimin içine baktı. gözlerimizin içinde yaşananları gördük.. birbirimize bakarken görünmez hisler ve fikirler bulutu oluştu havada, adeta kuzey ışıkları gibi. oradaydım, birbirimizi gördük. gariptir hiç huzursuz olmadım ve dahası farklı bir gerçeklik içerisindeydim o an. ve derken uyandım; saat sabahın dördü. sonra da uyuyamadım işte, düşünüyorum öyle.