Eylül 17, 2011
Eylül 11, 2011
arada olur öyle #49
i wait longing for you, baby.
there's no one around me, waiting me.
cause you know, and i know, enough to understand.
i'm a warm waiting idol, above.
Eylül 07, 2011
Eylül 04, 2011
aynı dertten muzdarip #9
böyle bir cümleyle başlayan yazının geri kalanı merak uyandırıcıdır.
"kardeş sevgiler.
çok büyük eşşeklik ediyorum biliyorum ama.."
Ağustos 21, 2011
benim aklım köşeli #20
türk dil kurumu için laiklik : din ve devlet arasındaki ilişki.
benim için laiklik : dan brown ile osman sınav arasındaki ilişki.
Ağustos 17, 2011
Ağustos 16, 2011
terapik dialoglar #24
-bi sigara versene bana ordan
-tabii, hangisi?
-winston winston
-kısa uzun?
-kısa kısa
-normal light ?
-normal normal
-kutu mu soft mu?
-kutu kutu
...
..
vs
-merhaba, bi kısa winston light alabilir miyim?
-tabii, buyrun.
-teşekkürler kolay gelsin
-sağolun iyi günler.
Ağustos 15, 2011
Ağustos 06, 2011
benim aklım köşeli #18
dün kurduğum bugün'le, bugün yaşadığım gün o kadar farklı ki, kafayı yiyeceğim. eksik olan ne, nerede yapıyorum yanlışı? bilmiyorum arkadaş.
Temmuz 24, 2011
arada olur öyle #47
alışmaya korktuğum şeye yavaştan alıştığımı gördükçe, hissettikçe; koşarak uzaklaşasım geliyo. ama nafile.
Temmuz 08, 2011
arada olur öyle #46
sanırım bi müddet internetten uzak olucam. yine çok isteyip de yazamayacağım anlamına geliyo bu. bakalım bi dahaki sefere kadar neler olcak.meraktayım? :/
Temmuz 06, 2011
arada olur öyle #45
uzun zamandır yazamıyorum. aslında nasıl yazasım var, of neler değişti hayatımda, kaldı ki hala değişiyor, ama yazamamışım. yazayım bari.
artık eskisi kadar sorgulamıyorum hiçbir şeyi mesela. nasıl böyle oldu? bilmiyorum çünkü böyle sorgulama hissinin azaldığını hissedince bile garip oluyorum. sanırım artık biraz daha yalnız oluşum, ve sessiz bir kalabalığa gidecek oluşumdan dolayı var bu his. hiçbir şey sorasım yok. resmen kapadım gözleri, "sana geliyorum istanbul, bekle beni" modeli.
iki haftadan beri bana karalar bağlatıp ne bok yiyeceğim? diye sordurtan bir seçmeli dersim vardı dönemde kalan, yaz okulu falan uğraşacaktım, bir anda değişti her şey ve en azından biraz daha izmir'de kalacak olmanın o serinliği derken bir anda açık unutulan ocakta taşan süte döndüm. bitti okul. altı yıldır bir başına yaşamanın verdiği bensellik, gerektiğinde olan bencillik, kimseyi etkilemeyen hovardalık, büyüdüm lan baksana sorumluluklarım var falan gibisinden baba olmuş gibi tavırlar, öptüğüm kızlar, kenarında oturduğum deniz, izlediğim gökyüzü gibi her şey bitmek üzere bu şehirden de giderken. buradaki "de" eki iki harf ama o kadar ağır ki.. çünkü yıllar evvel de istanbul'dan kaçmıştım.
olduk mu kürkçü dükkanına dönen canlı varlık şimdi?..
merak ediyorum neler olacak diye, ama sanki tahminlerimin hepsi tam da beklediğim gibi olacak. bari güzel süprizler sunsun bana, olmaz mı?
ya da ben en iyisi öyle olacakmış gibi düşüneyim yine de, zaten her şey düşündüğümle kalıyor. bir şey kaybetmemiş olurum.
en temiz pişmanlık hiç olmayan pişmanlık ne de olsa.
haksız mıyım? hımm?
...
..
yine uyudun demek.
Haziran 20, 2011
terapik dialoglar #23
ekmek almak için bakkala gidiyorum. on beş dakika akreptir karıncadır diye bakkal hakan abiyle muhabbete dalıyoruz. aynı bakkaldaki diğer bakkal erol abiyle de muhabbetimizin genelini müzik ve yaşam kaygısı oluşturuyor. adamlar tüm gün sıkılıyor, bence haklılar, tamam da ben neyin peşindeyim?
Haziran 16, 2011
Haziran 09, 2011
arada olur öyle #43
sırf canım çektiğinden, deniz kenarında bi ağaç dibinde, bilgisayarı açıp o parçayı dinleyecek kadar kıroyum. yapacak bişey yok.
Haziran 08, 2011
Haziran 03, 2011
geleceğe not #12
Benim adım Hamsi. Hani geçenlerde büyütmediğin, yarım bıraktığın hamsi.
Beni bilirsin. Hayatı dolu dolu yaşamak isteyen, enerjik bir balığımdır. Hızlı geçen zamana çok şey sığdırmaya çalışırım. Aileme bağlılığımla ünlüyümdür. Bir günümü onlardan ayrı geçirmek istemem. Bizde bir efsane vardır. Bana büyük büyük babam anlatmıştı. Ona da büyük büyük babası anlatmış.
Çok uzun seneler önce, denizler kir tutmaz, güneş havayı kirletmez iken, su dünyasının incileri bizlermişiz. Bütün balıklar kendilerini görebilmek için bizim yüzeyimizdeki yansımalarına bakarlarmış. Geceleri bir yandan karaya yakın yerlerde yüzerken, sırtımızdan yansıyan ay ışığıyla parıldarmışız.
İşte bu kadim güzelliğimiz, parlaklığımızmış koca koca teknelerin aklını başından alan… Daha büyümeden, bizi avlamışlar ve şimdi soyumuz tükenmeye başlamış, annem öyle dedi.
Lütfen henüz yavruyken bizi avlamalarına izin verme. Görmüyor musun geleceğimiz tehlikede? Duyduğuma göre, 21 Haziran'da benim ve diğer türden balık kardeşlerimin avlanma boyumuz hakkında karar alacaklarmış. Hala vakit var. Bizden vazgeçmeyeceğini biliyoruz.
Aslında bir süre önce bazılarınızla anlaşmaya vardık. Ne yapalım ne edelim diye düşünürken, birçok türden balık arkadaşlarımızla birlikte Greenpeace'e gittik ve konuştuktan sonra bizim hayatımızı kurtaracak, 'Seninki kaç cm' adında bir kampanya başlattılar. Sen de bizim için imza atmışsın, haberini aldık. Sana minnettarız. Ama yetmez. Beni büyütmeden yarım bırakmışsın. Şimdi beni büyütmeye devam et.
Sevgiler
Hamsi
Beni bilirsin. Hayatı dolu dolu yaşamak isteyen, enerjik bir balığımdır. Hızlı geçen zamana çok şey sığdırmaya çalışırım. Aileme bağlılığımla ünlüyümdür. Bir günümü onlardan ayrı geçirmek istemem. Bizde bir efsane vardır. Bana büyük büyük babam anlatmıştı. Ona da büyük büyük babası anlatmış.
Çok uzun seneler önce, denizler kir tutmaz, güneş havayı kirletmez iken, su dünyasının incileri bizlermişiz. Bütün balıklar kendilerini görebilmek için bizim yüzeyimizdeki yansımalarına bakarlarmış. Geceleri bir yandan karaya yakın yerlerde yüzerken, sırtımızdan yansıyan ay ışığıyla parıldarmışız.
İşte bu kadim güzelliğimiz, parlaklığımızmış koca koca teknelerin aklını başından alan… Daha büyümeden, bizi avlamışlar ve şimdi soyumuz tükenmeye başlamış, annem öyle dedi.
Lütfen henüz yavruyken bizi avlamalarına izin verme. Görmüyor musun geleceğimiz tehlikede? Duyduğuma göre, 21 Haziran'da benim ve diğer türden balık kardeşlerimin avlanma boyumuz hakkında karar alacaklarmış. Hala vakit var. Bizden vazgeçmeyeceğini biliyoruz.
Aslında bir süre önce bazılarınızla anlaşmaya vardık. Ne yapalım ne edelim diye düşünürken, birçok türden balık arkadaşlarımızla birlikte Greenpeace'e gittik ve konuştuktan sonra bizim hayatımızı kurtaracak, 'Seninki kaç cm' adında bir kampanya başlattılar. Sen de bizim için imza atmışsın, haberini aldık. Sana minnettarız. Ama yetmez. Beni büyütmeden yarım bırakmışsın. Şimdi beni büyütmeye devam et.
Sevgiler
Hamsi
Haziran 01, 2011
arada olur öyle #42
bugün dört saatlik bi finale girdim, karşılıklı giriştik daha doğrusu birbirimize (: ama bu sınavın tek özelliği uzun sürmesi değildi, yıllardır bi o sınıf bi bu sınıf bölümde gezip dolaşıp girdiğim yazılı sınavların sonuncusuydu. bundan sonra o sınıfların herhangi birinde başka hiç bir sınavım olmayacak. sınav saat birbuçuk-beşçeyrek arasındaydı ama ben üçten sonra bu ve benzeri şeyleri düşündüm hep. içerlendim, nerelere gittim geldim ohoo.
ha bi de üçüncüye alıyorum dersi. yanlış olmasın.
bitti lan.
Mayıs 30, 2011
Mayıs 26, 2011
yol çizgileri #13
ulaşılacak saadete kaç kapı daha var?
açtım kapıları girdim
bomboş evlere vardım
yardım lazım bana şansım yaver
sanma
hiç hoş değil gördüklerim amma
emin değilim her şey muamma
geleceğe not #11
hey dostum, ben, naber?
daha önce neden aklıma gelmedi bilmiyorum, yada bi anda nasıl aklıma geldi bilmiyorum. tarif edesim var sana sonuna yaklaştığın öğrencilik hayatını. mesela aldığın dersler, çağrıştırdıkları,hissettirdikleri.
--'-,-(@ bu bir gül değildir.
~reaktör
gökyüzünü mavi görmek istedikçe nasıl koca koca çelik tankların içinde yapay (ama steady-state, onu da assume ediyorum yoksa o bile mümkün görünmüyo) reaksiyonlar yaratayım ki. ne gereği var.
~masalların yapısı ve anlamı
dersten sonra ıslık çalmadan duramıyorum. öyle mutluyum. koca hafta boyunca yaşadığım en güzel saatler içinde. bazen atışıyoruz ama güzeldi diyeyim, bi haftası kaldı. tüh
~design.
"ego" denen kavramı manyetik alan olarak düşünürsek kutuplarda geçen bi ders. çıplak gözle görülebiliyo ego akımları sınıfın içinde. aslında herkes süper lan, ama onların gözünden bakarsan. neyin peşindesiniz diye sessiz çığlık atmaktan yorulduuum. neyseki az kaldı. resmen egolara kurban gidiyoruz.
~bioseperation.
bazen haketmeyen insanların bazı mevkiilerde oluşuna dayanamıyorum. kızamıyorum. bu nası bi şans lan diyorum. sora da sistem heralde böyle insanlar istiyo zaten. ondan onlar oradalar kolaylıkla diyorum. ruhları saçmasapan. utangaçlık denen bişey yok, sadece insana değil insan olma hissine karşı bile yok o sessiz kimsesiz anlarında bile. ve pis bi pişkinlik.
ama kızamıyorum işte. biz hep kendimizi kaybederken görüyoruz sırf içimizdeki iki gram insan sevgisi yüzünden. niye eşit değiliz ki neden istemiyo kimse bunu diye sorarken. onlarsa bizi susturmak görevini üstlenmiş, ve bunu yaparken de yine bizim paramızı alan memurluk gibi bi durumdalar.
korku ve baskı sistemi yaratıp, bizi her an izleyen o koca adamların gölgesinden sırf bu adamlar yüzünden çıkamıyoruz. hep güneşi tutmaya çalışıyoruz.
bu yazdıklarımın biyolojik ayırma sistemleriyle bi alakası yok(!) çünkü birer biyolojik varlık olduğumuzu düşünemez haldeyiz.
~bitirme tezi
kendime en çok kızdığım anları bu zamanlarda yaşıyorum. o odada. sanki haftanın belli bi saatinde, en kısa bir buçuk en çok da ne kadar süreceğini bilemediğim bir gaz odasına girer gibiyim. ve kendimi, neden hala bu halde olduğumu, azıcık bişeylere sarılsam nolur ki lan dediğim anları yaşarken bulduğum zamanlar bunlar. biraz büyümek, biraz da düzenli bir hayatı gözetleyebilme fırsatı, acaba nasıl bişey lan bu diyebilmek. yüzümün kızarmayışı kanımın çekildiğinden dolayı genelde.
işbu sıralama şöyle yapılmıştır
-öncelikle varsa alttan alınan dersler
-sevgi duyulanlar
-zorunda bırakılalar.
-kafama göre.
Mayıs 24, 2011
Mayıs 23, 2011
her yerde bir kırmızı var. #15
sağ göz bildiğin kırmızı, terminatör kırmızısı. insan gibi geçmiyo şu son günler. makineleşiyorum. korkuyorum lan.
Mayıs 20, 2011
arada olur öyle #41
öncelikle kırkbir kere maşalah diyelim. niyeyse.
akşamın serin ( bi süre çekirdek kitledi beni ama haberiniz yok, neyse devam ediyorum) vakitlerinde sahile inmeyi çok seviyorum. ne kadar işim olsada mümkünse yapıyorum. çünkü seviyorum..pedal çeviriyorum.soğuk lan hava. üşüyorum. daha hızlı pedal çeviriyorum. tamam daha hızlı varıcam ama daha çok üşüyorum. lan diyorum bişe yapmalısın. anılara dalıyorum kaldırım boyu giderken. lan. noluyo. ısınıyorum.
o yüzden her güne bi anı düşürüyorum. o yüzden bu sıralar pek çok kez "napıyorm olm ben burda" durumunu pek çok kez yaşıyorum. olmadı baktım herkes yine uzakta, ya yerden ya gökten alıyorum bişeyler. yerden aldıklarım değişiyo ama gökten aldıklarım hep merdiven dibindeki ağaçtan erik olarak sabit.
çok keskin bi bitiriş oldu. arada oluyo öyle.
akşamın serin ( bi süre çekirdek kitledi beni ama haberiniz yok, neyse devam ediyorum) vakitlerinde sahile inmeyi çok seviyorum. ne kadar işim olsada mümkünse yapıyorum. çünkü seviyorum..pedal çeviriyorum.soğuk lan hava. üşüyorum. daha hızlı pedal çeviriyorum. tamam daha hızlı varıcam ama daha çok üşüyorum. lan diyorum bişe yapmalısın. anılara dalıyorum kaldırım boyu giderken. lan. noluyo. ısınıyorum.
o yüzden her güne bi anı düşürüyorum. o yüzden bu sıralar pek çok kez "napıyorm olm ben burda" durumunu pek çok kez yaşıyorum. olmadı baktım herkes yine uzakta, ya yerden ya gökten alıyorum bişeyler. yerden aldıklarım değişiyo ama gökten aldıklarım hep merdiven dibindeki ağaçtan erik olarak sabit.
çok keskin bi bitiriş oldu. arada oluyo öyle.
Mayıs 19, 2011
arada olur öyle #39
şuan izmire yağmur yağıyo, bende izmirdeyim ama buraya yağmıyo. yıllardır oluyo bu, sanki izmirde değilmişim hissini doğuruyo tabii bu. garip. konak vb diğer yerlere yağmur inerken burada hava günlük güneşlik. yada tam tersi de oluyo bunun. arada oluyo böyle.
Mayıs 15, 2011
aynı dertten muzdarip #7
manşetlerde yaşamakla manşetlerle yaşamak arasında bir harflik kocaman bir fark var. bazen bir harf bile ne kadar ağır, neleri değiştiriyor lan? diye düşündükçe buna şaşası geliyor insanın.
benim aklım köşeli #16
"halı kenarlarına, koltuk yüzlerine overlok yapılır, beş dakikada hazırlanır" diye duyunca anlıyorum ki bahar gelmiş. bir müddettir yine çıktı sokaklara minibüslü overlokçular ve eko yapıyor yine, özellikle gün ortalarında, herkesin bildiği aynı tonda konuşan hanım ablanın o bilindik sesi.. "overlok makinesi ayağınıza geldi".
Mayıs 11, 2011
arada olur öyle #38
martha graham'ın yüzonyedinci doğum günü şeysine google bi animasyon koymuş anasayfasına, durup durup izliyorum. martha bişeyler yapıyo, ben izliyorum. google yazıyo akrobasik hareketlerle, hatunu da tanımıyorum he, sadece o bilmem kaç piksellik animasyondan doğuyo bunlar. diyorum ki ben şimdi onun gibi ne yaptığını bilen bi halde bişeyler yapsam ne yazarım? davranışlarım, hareketlerim ne yazıyo şu an acaba? cidden istediğim şeyler mi yazılı?
sonra görüyorum ki aynı şeyi yapsada farklı şeyler yazıyo insanlar hareketleriyle. değişik.
yapcak bişe yok.
Mayıs 10, 2011
Mayıs 09, 2011
terapik dialoglar #22
biri : temiz bir hayata olan inancınız nedir?
bir başkası : kaldırıma oturup içtiğim sigarayı hala beyaz olan değil de sarı taşın üstünde söndürüyorum.
aynı dertten muzdarip #6
düşünüyorum;
uzun süre boyunca bir kalem kullanırsın da elin alışır ya, sonra bir şey olur başka bir kalemle yazmaya devam ediceksindir artık, hıh işte o durumda kalemi ilk kez tutup bir şeyler yazmaya çalıştığın sırada oluşan anlamaya çalışma isteği, eline hakim olup yazdıklarının daha düzgün olması isteği vardır ya; o his sadece düşünceden ibaret değil benim için. bir noktada yalnızlığımın ve olacak olmamın sebebi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



