Nisan 25, 2012

aynı dertten muzdarip #17

ne olursa olsun sabah önü seviş benimle,
dinlenmişliğin gücü bedeninde,
ilk kez görür gibi,
bırakayım seni dünyaya.

Nisan 11, 2012

benim aklım köşeli #50

kastamonu'daki, yeşil-mavi renkleriyle bana lann noluyo dedirten "evka1-bozyaka ssk" dolmuşu..

her yerde biraz izmir var.

benim aklım köşeli #49

malatya'da, elips şeklindeki kolormatik gözlükleriyle dolmuşa binen teyzenin john lennon vari duruşu..

Nisan 02, 2012

kafamın aynı olduğu adamlar #20

"zaman mı? değil zaman. akan zaman değil mesafelerdir.."
yıllar evvel beyoğlunda eski bi binanın girişine oturup muhabbet ederken çıkarıp okumuştu şiiri bizon, söyliycem bunu demişti. söyledi.

benim aklım köşeli #48

yükseköğretim giriş sınavı
yükseköğretim gelişme sınavı
yükseköğretim sonuç sınavı



yazar burada eğitim sistemini yermiş.

Nisan 01, 2012

yol çizgileri #25



daha yaşıma basmamış, aylık, ufacık bebekken annem beni yatağın üstüne bırakıp çıkmış odadan. evişleri, babaannemin söylenmeleri falan, normalde bırakıp gitmez ama işte o gün öyle olmuş. tabi ben rahat durur muyum? başlamışım sağa sola dönmeye, ta ki kendimi yatakla duvar arasına sıkıştırana kadar. hayatla yeni tanışan ben, oksijen olmayınca başlamışım morarmaya. annem hala yok. ağlayamıyorum da..

uzun boylu, babayiğitmiş babamın babası, dedem. çokta çapkınmış. ama saygı duyulurmuş kendisine, uzun siyah parkası ve kasketiyle karşısında durduğu kişi tarafından. gelmiş, sıkıştığım yerden çıkarmış beni, kucağına; tamam zeytin gözlüm, kurtuldun, demiş.

hiç görmediğim, aklımın kestiği zamanlarda da çoktan dünyadan göçüp gitmiş olan dedemin kurtardığı hayatı yaşıyorum. o güne kadar ve sonrasında kucağına alıp sevdiği ilk torunuyum, zeytin gözlü. sevgi bariz şekilde gösterilmezmiş o zamanlar, laf olmasın diye.

o zeytin gözler bozuk şimdi, ben bozdum. morluktan olup rengarenk olsun dediği hayatımı da nasıl yaşadığım belli değil. çabalıyorum, düşünüyorum ve her yeni engel öncesi ve sonrasında, gidişat arifelerinde, daha bi sık geliyo aklıma dedem. ona borcum yaşamak. yaşamak istemesen de, en zor yaşama nedeni bu ya..

terapik dialoglar #38

..
balıkesir bandırma
seviyorsan kandırma
yanaklarım dururken
başka yere saldırma
..
.

kafamın aynı olduğu adamlar #19

benim aklım köşeli #47

koca bölükte benden başka mektuplaşan, dışarıdan roman gönderten biri yok, sanki yıllardır bunun özlemini çeken sorumlu komutan bu yüzden gelen her zarf ve paketi açıp titizlikle ve heyecanla inceliyor gibime geldi ya neyse.

arada olur öyle #68

başka bir şehirde karşılaşırmışız
dostça ayrılalım belki selamlaşırız
birimiz tek birimiz çiftsek eğer
işte o zaman konuşmadan uzaklaşırız
..



başıma geldi bu. konuşmadan uzaklaştım.

yol çizgileri #24



yapay insansı varlıklar, robotlar yapmaya gerek yok; zaten giderek robotlaşan, sevgiden mahrum, kendini bilmeyen, dahası anlayamayan, ilaçlarını almadığı zaman ruhsuz, yaşadığı dahi belli olmayan, yoksun bireyler olma yolunda ilerliyor insanlık.

benim aklım köşeli #46



tesbih; doğuda nasırlı ellerde, batıda v yaka göğüslerde..

terapik dialoglar #37

-kazancakis: hayatta bana en çok iyiliği dokunan şeyler, gezilerle düşler olmuştur.

-ben: aynen.

kafamın aynı olduğu adamlar #18

ers von trier

arada olur öyle #67

üç numara saçlarımda beyazlar daha mı belirgin ne?

arada olur öyle #66

dört dolu şarjörle hücum yeleği giyiniyorum her gün; ama tüm gün sabitim, hücum lafta!

algı böyle bir şey evet #30

sennmh şimmdi bimmhh dudakmhmm vermh bakiyimmhmck :*

öperken konuşma diye bir şey var.

benim aklım köşeli #45

bu hayatta bi çok yaşamıştan, bi de hiç yaşamamıştan uzak durcaksın. okumuşun cahilini görürsen de direk kaç!

terapik dialoglar #36

-çarşıdan aldım bin tane, koğuşa geldim bir tane?
-hmm, ne ki lan, du bi düşüniym.
-aslında çok basit.
-sigara!
-aynen.

arada olur öyle #65

evet bi son dakika haberi; hayat devam ediyor!

Mart 11, 2012

kafamın aynı olduğu adamlar #16

benim aklım köşeli #43



karşımda iki karışlık bi cam, pis. karışlar da tam değil zaten. ve temiz olmayacağını bile bile silmiş camı benden önce birisi saatin tersi yönüne doğru üç dört defa, elips şeklinde avuçiçi izleri var. iki adım geri çekilip kare şeklindeki cama bakıyorum. ne çıkar burdan diye?

çok zor olmuyo elli metre aşağıdaki sokak lambasının en gür ışığını o elipslerin ortasına oturtmam. siz uzayda yaşam var mı yok mu diye uğraşadurun, diyorum kendi kendime, ben çoktan buldum hayatı, bak camda duruyo koca bi galaksi. ve sağa sola olabildiğince sallanmadan sadece öne doğru gidiyorum yavaşça, milim milim. çünkü bu anın tadını çıkarmam gerek.

yaklaşıyorum ışığa, yani güneşe. ordan uzay boşluğu, tek tek gezegenlerden geçiyorum, dünyayı bulup önce ay'dan bakıyorum yarısı dinlenen diğer yarısı tüketmeye devam eden insanlarla dolu dünya'ya, denizler, kıtalar belirginleşiyo, ordan akdeniz, güneydoğu, dağlar arasındaki evler, tel örgülerle çevrili bi arazi ve taa ki o an bulunduğum göt kadar nöbet kulübesindeki bana ulaşana kadar. çocukluğum, ergenlik, lise hayatı, üniversite, ve şimdi. yaşadığım güzel günlerim, çokça hatalarım, yalnızlıklarım. herşey. herşey.

tekrar tekrar başa dönüp yaklaşıyorum ışığa doğru. her defasında farklı kırgınlıklarımı yada gülümsemeleri hayal edebiliyorum. aslında farketmesek de ne çok şey yaşıyoruz lan şu siktiğimin galaksisinde diyorum yine kendikendime, ama bu defa sesli. zaten duyacak kimse yok çevremde, en yakınımdaki kişi cezaevi duvarının diğer tarafındaki muhtemelen uyuyan katil adayı olduğundan, daha önce hiç bi galaksi fotoğrafı görmemiş olasılığı da çok yüksek olduğundan duysa da anlayamaz beni diye düşünüp rahatça sövüp sonra sakinleşip sonra tekrar sinirlenip en sonunda yine başladığım gibi, dengede bırakıyorum o gecenin izlerini kulübeye. sabah artık daha da belirginleşirken bi tütün sarıyorum. ellerim hafif titriyo. ilk nefesi galaksiye doğru üfleyip günaydın diyorum fısıldayarak. dönüyorum arkamı. yeter.

bunun gibi üç cam var kulübede. hepsi pis.

Şubat 25, 2012

kafamın aynı olduğu adamlar #15



şöyle açılın bakiyim, sevgilimden mektup var da, ee evet.

terapik dialoglar #35

-napıyon abi kitap mı okuyosun, bakiym?
-hee.
-ben de iki şehrin hikayesi diye bi kitap okuyorum abi, accayip bi kitap ya, çok sürükleyici.
-hadi yaa, kaçıncı sayfadasın peki?
-onbir.
-lan güldürdün akşam akşam :)
..
.

~bir hafta sonra.

-nasıl gidiyo kitap?
-iyi abi süper, onikiye geçtim.
-:D iyi iyi devam et.
..
.

algı böyle bir şey evet #28



akşam olunca sustururum herkesi, her şeyi.
gelir kol düğmelerimin birleşme saati.

terapik dialoglar #34

-napıyon lan, nası gidiyo nöbet? veriym mi sigara?
-eeh işte. ne düşünsem diye düşünüyom. yeni söndürdüm ya iç sen.
-bi dakkadan sonra sıkılıyo dimi lan insan.
-aynen. neyseki malzeme bol.

Şubat 19, 2012

algı böyle bir şey evet #27

ellerimde şeytan tırnakları, aklım kim bilir nerede?
pehh.

arada olur öyle #63

turnam yare selam söyle.

benim aklım köşeli #42

un kurabiyesi. mmhm.

algı böyle bir şey evet #26

kitap için;

bazen bir şehir bir insan olur, kalır.
gerisi gider.
insanlar hep gider, kitap kalır.
gerisi gelir.

kafamın aynı olduğu adamlar #14



kaptan mağara adamı geliyoor..

benim aklım köşeli #41

nüfus cüzdanlarının arka yüzünün yarısı boş; nüfus memurunun imzası için. ve daha bu güne kadar normal, muntazam bi nüfus memuru imzası görmedim. heralde zamanla kendisine ayrılan kısmı doldurmak için dev imzalara alışıyolar mıdır nedir?

benim aklım köşeli #40

piknik veya finger bisküvi ile lezzete ulaşın.

şöyle ki;

iki adet bisküvi ağza atılır ve çiğnenir, bu arada iki tane de sağlam bisküvi hazırlanır, elde bekletilir. yılların verdiği deneyimle istenilen kıvama gelindiğinde, elimizde tuttuğumuz hazır bisküvinin birinin iç tarafına ağzımızdaki eriyik bisküvi itina ile yayılır ve diğer elimizdeki hazır bisküvi üzerine kapatılır. dilimiz yardımıyla iki bisküvi arasından dışarıya taşan fazlalıklar köşelerden geçilmek suretiyle düzeltilir, ve bu benzersiz tad soğumak üzere bir yere bırakılır. bir kaç dakika sonra yenmeye hazırdır.

afiyet olsun.