Ağustos 31, 2024

geleceğe not #41

yaz aylarının sonuna gelmek bana biraz da yılın bitti-bitiyor oluşunu hissettiriyor. yaz öncesinde ve yaz boyunca neler öğrendik neler.. iki üç yaş büyümüş gibiyim, öylesine dolu yaşadıklarım. artık şu konuda netim ki eski eskide kaldı ve bitti. eskide kalan ama yeniden gelen bir şey insana aynı hisleri mümkünü yok hissettiremiyor. zaten herkes çok değişmiş, kendi yoluna bakıyor. olmuyor. yaz güneşinin altında yaz denizine girmemek de olmuyor, hele ki o güzelim koyları ve o berrak suları gören bu gözlerim için hiç olmuyor. ama bir şey oluyor, hayat sana dur diyor; yürüyemiyorsun, yüzemiyorsun, tırmanamıyorsun ve hatta bacak bacak üstüne dahi atamıyorsun. kendine dönüp kendini iyileştiriyorsun, bir yandan da olan biteni sineye çekip bekliyorsun. sözün özü, birkaç saat sonra bu yaz resmen bitiyor; mevsim değişiyor, ben dinleniyorum, iyileşiyorum ve herkese hak ettiği kadar değer veriyorum.

benim aklım köşeli #145

*kamu spotu başlıyor*

kozmonot olamadım, uzayda hiç var olamadım diye üzülmeyin; zaten uzaydasınız.

*kamu spotu bitiyor*

arada olur öyle #186

bir şeyler yaşandıkça, birisi var olup sonra bulanıklaşınca hep bir şarkı kalıyor arkasından. fark ettin değil mi? herkesin bir şarkısı, bir ân'ı oluyor "oynat" tuşuyla birlikte.

Ağustos 27, 2024

arada olur öyle #185

müzikal sirk; görmüş müydüm acaba?

anlamadığım şeyler var #15

neden bilmiyorum ama son zamanlarda rüyamın en garip yerinde uyanıyorum. önce anlamaya çalışıyorum tabii ki ve sonra da devamını merak ediyorum. neden böyle olduğunu ise daha da çok merak ediyorum. anlamaya çalışıyorum.

Ağustos 18, 2024

algı böyle bir şey evet #179

bir damla olma, kendini derya eyle. madem ki deryayı özlüyorsun, o vakit damlayı yok et gitsin.

Ağustos 16, 2024

aynı dertten muzdarip #81

asteri mou, fengari mou, tis anoiksis klonari mou.
konta sou thartho pali, konta sou thartho mian avgi.
gia na sou paro ena fili kai na me pareis pali.

benim aklım köşeli #142

ben ali’nin kılıcıyım.

insan gibi zarif, ruh kadar ağır idim. ayrı düştüm kimilerine, hedefleştim. öyle anlar oldu ki bunu biri yapmış olmalı! diye zamanla sorgulaştım. sayım arttı her gün; önce on iken sonra binleştim. yeri geldi sömürüye karşı birleştim. en savunmasız zamanımda vurulduğum da oldu, daha beteri ise suikaste kurban gidişim. öyle anlar oldu ki utancımdan yerle birleştim. bazen tamam buldum derken ben hep gökle birleştim.

Ağustos 14, 2024

algı böyle bir şey evet #178

etrafımızı sarıverecek, bir boşluk ki asla bitmeyecek, her şey bir anda anlamsız gelecek; işte biz o gün tükeneceğiz.

geleceğe not #40

fikrinde her zaman hür ol. bunu yaparken de cesur ol, ışığı takip et.

Ağustos 13, 2024

benim aklım köşeli #141

gözlerim, canım gözlerim neler neler gördünüz öyle, kaç ülke kaç şehir kaç insan?.. ah kalbim, neler yaşadın sen böyle bu kadar yılda ve nelerin üstesinden geldin. körpeydin, değiştin ve güçlendin. peki ya ellerim; ne güzeldi yarin tenine dokunmak değil mi? gecelerimi güzelleştirdin, fikrimin nesnelliği oldun, hepberaber yaşadık olanı biteni. peki ya siz kulaklarım; neler işittik değil mi? ne güzel cümleler, aman aman afili sözler, şöyle geçmişler ve böyle gelecekler diye ne çok cümle duyduk, sizinle birlikte gezindik o dehlizlerde. duyduk da inanamadık yeri geldiğinde. hayaller duyduk. bana bakın bir hele güçlü omuzlarım; tüm bunları başta sizin sayenizde yaptık. öyle yükleri omuzladık ki birlikte kim olsa devrilirdi çoktan belki de. durmadık, yürüdük. aklım, her şeyi toparlayan zihnim ve her ne oluyorsa olan biteni vicdanıma gönderen mantığım; sizlerin yeri ayrı tabii ki. düşünen bir primat olduğumu, evrimimi, gelişme ve büyüme halimi hep size borçluyum biliyorsunuz. cümlede en son sıra bulmaya takılmazsınız biliyorum çünkü bunu muhtemelen siz böyle istediniz henüz ellerim cümleye başlarken. bu güne kadar hep birlikte olduk, direndik, büyüdük ve yaşadık. çok üzüldük evet ama çok da sevindik, mutlu olduk. biz bizeyiz.

Ağustos 11, 2024

arada olur öyle #184

josie ertesi gün gelmedi, daha ertesi gün de. sonra, ikinci haftamızın ortalarında vitrindeki süremiz sona erdi.

terapik dialoglar #94

-dayı senin saçının yan tarafı beyazlamış!
-evet beyazladı artık saçım kankacım, yeni mi görüyorsun?
-dayı sakalın da beyazlamış!
-evet sakalım da beyazladı artık işte, bak şuralara.
-dayı saçının ön tarafı bile beyazlamış yuuh!
-ben büyüyorum artık, yaşlanıyorum canım benim. saçım da sakalım da beyazlıyor evet. normal.
-dayı benim saçlarım daha siyah ama değil mi?
-e tabi ki kanka sen daha çocuksun ve büyüyorsun, çok var saçlarının beyazlamasına.
-ben daha çocuğum evet, büyüyorum.

Ağustos 10, 2024

arada olur öyle #183

daha dün şurada, yanımda, uykulu gözlerle oturuyordu. öylesine başlayan günü geceye çevirmiş, kapılardan geçmiştik. ve daha bir sürü şey.. ama işte gece bir şekilde şurada, yanımda, bitmek üzereydi. hatırlıyorum. sonradan öğrendim ki fikirlerim güzeldi, belirsizliğine iyi gelmişti. cümlelerim sakindi, hayallerine bir yön vermişti. daha dün şurada, yanımda olmuştu bunlar.

Ağustos 06, 2024

gelecek dertleri #7

-bu tesisi nasıl bulduğunu açıkla.
-aslında tesadüfen denk geldik. hurda arıyorduk.
-dünya'da en iyi saklanan sırrın içinde oturuyorsun. kimse buraya tesadüfen gelmez, kimse de tesadüfen çıkamaz.
-cooper, lütfen bu insanlarla işbirliği yap.
-aslında açıklaması güç. biz.. bu koordinatları.. bir anomaliden öğrendik..
-nasıl bir anomali?
-doğaüstü terimini kullanmaya çekiniyorum ama bilimsel de değildi.
-daha belirgin konuşmalısınız bay cooper, tam da şimdi.
-yerçekimiydi.
-ne tür bir yerçekimsel anomali? nerede oldu bu?
-yerçekimini duyunca heyecanlanmana sevindim dostum ama teminat alıncaya dek başka cevap almayacaksınız.
-teminat mı?
-evet. buradan çıkmamız mesela. bir arabanın bagajında değil tabii.
-kim olduğumuzu biliyor musun coop?
-hayır profesör, bilmiyorum.
-babam, profesör brand'i tanıyorsun. biz nasa'yız.
-nasa?
-nasa. senin uçtuğun nasa.
-sizi kapattıklarını duymuştum efendim, stratosferden aç insanların tepesine bomba atmayı reddettiğiniz için.
-insanları öldürmenin uzun vadeli bir çözüm olmadığını anladıklarında bize tekrar ihtiyaçları oldu. gizlice.
-neden gizlice?
-çünkü halk uzay keşiflerine para harcamaya izin vermezdi. masaya yemek koymak için boğuşurken olmazdı.

Ağustos 05, 2024

kafamın aynı olduğu adamlar #112

anlatmam derdimi dertsiz insana
dert çekmeyen dert kıymetin bilemez
derdim bana derman imiş bilmedim
hiçbir zaman gül dikensiz olamaz

gülü yetiştirir dikenli çalı
arı her çiçekten yapıyor balı
kişi sabır ile bulur kemalı
sabretmeyen maksûdunu bulamaz

...

gelecek dertleri #6

***
1-evacuation mode
2-system check
3-safe landing mode
4-initiation mode
5-weapons inventory
6-medical mode
***

-proceed with option six
-welcome. please choose a language
-zazaki
-the option cannot be listed. please choose a different one
-turkish
-the option can not be listed. please choose a different one
-kurdish
-the option can not be listed. please choose a different one
-spanish
-the option can not be listed. please choose a different one
-okay.. activate the initiation mode
-new command is being processed, system is rebooting

***

Ağustos 03, 2024

terapik dialoglar #93

-hint mutfağını mı daha çok seversin yoksa meksika mutfağını mı?
-ben aşure severim.

Ağustos 01, 2024

algı böyle bir şey evet #177

muhabbet bağında bir gül açıldı
bir derdim var bin dermana değişmem
yüküm lâl-i gevher mercan saçarım
bir derdim var bin dermana değişmem

cem-i kuşlar dile gelir yazım der
gövel turnam şam'dan gelir güzüm der
benim yarelerim tuzum tuzum der
bir derdim var bin dermana değişmem

garip bülbül gönlüm eğler ses ile
nicelerin ömrü gitmiş yas ile
aratıp bulduğum bir heves ile
bir derdim var bin dermana değişmem

bende eyder niyazım var özüne
güzel bir ayıbım vurma yüzüme
yarelerim hoş görünür gözüme
bir derdim var bin dermana değişmem

şah hatayi'm muhabbete bakarım
ben doluyum ben dolana akarım
güzel pîr'im bir dert vermiş çekerim
bir derdim var bin dermana değişmem

benim aklım köşeli #140

behzat amirimle aynı su sürahisini kullanıyoruz :)

arada olur öyle #182

sık sık yalnızca kendi önüme bakıyorum.
sık sık yalnızca kendi önüne bakıyorsun.
sık sık yalnızca kendi önüne bakıyor.
sık sık yalnızca kendi önümüze bakıyoruz.
...

kafamın aynı olduğu adamlar #111

...

ve bana kızıyorlar
bilmem ki nedense kızıyorlar
başımda duruyorlar yanımdan geçiyorlar
ansızın geri dönüyorlar
üstüme dikiyorlar birden gözlerini
konuşsam konuştuklarımı
düşünsem düşündüklerimi görüyorlar
ne yapsam görüyorlar
örneğin sabahları ben uyanır uyanmaz
dışarı çıkar çıkmaz yolumu kesiyorlar
yalnız yolumu kesseler iyi
bir de bakıyorum ki yüzlerine
çoktan onların olmuş gece gördüğüm rüyalar

...

Temmuz 31, 2024

her yerde bir kırmızı var. #65

kırmızı ev hırkam üzerimde bugün.

aynı dertten muzdarip #80

bu günü unutma aman sakın, lütfen unutma n'olursun diyerek ne çok gün birikti böyle.. nasıl bir zamandayız biz? bu ne hız! bu durumda bulunduğum coğrafyanın mı etkisi var yoksa okları kendime mi çevirmeliyim? bilmiyorum. gerçekten bilmiyorum. yaşadığı günübirlik hayattan mâkul bir anlam çıkarabilen kimse varsa lütfen beni de aydınlatsın.

Temmuz 29, 2024

terapik dialoglar #92















-bir kalbe sahip olmadığın için ne kadar şanslı olduğunu bilmiyorsun. kalpler, kırılmaya dayanaklı hale getirilene kadar asla kullanışlı olmazlar.

-ama ben yine de bir kalp istiyorum.

Temmuz 28, 2024

anlamadığım şeyler var #14

mesafelerden dolayı iki telefon konuşmam olacak bugün; birisi doğum günü, iyi ki doğdun seni seviyorum diyeceğim ve diğeri ise bir baş sağlığı, umarım annen ışıklar içinde uyur, tanrı günahlarını bağışlasın ve seni seviyorum diyeceğim. hayat bu kadar işte.

Temmuz 27, 2024

algı böyle bir şey evet #176

mihrican mı değdi gülün mü soldu
gel ağlama garip bülbül ağlama
felek baştan başa kimi güldürdü
gel ağlama garip bülbül ağlama

şakı benim şeyda bülbülüm şakı
bu dünya kimseye kalır mı baki
sana da mı değdi feleğin oku
gel ağlama garip bülbül ağlama

gonca gül açılır har ile geçer
dertlilerin ömrü zar ile geçer
turabi biçare serinden geçer
gel ağlama garip bülbül ağlama

benim aklım köşeli #139

canınız sıkkınsa, günü bir garip belirsiz ağrıyla yaşadıysanız veya bir sızı vücudunuzda geziniyorsa kendinizi anadolu türkülerine bırakın.

Temmuz 26, 2024

her yerde bir kırmızı var. #64

bari wutar rana ta kashe wutar da ke cikinmu.

hausa dilinde "güneşin alevleri içimizdeki yangını söndürsün" demekmiş.

arada olur öyle #181

hurda satın almak bahanemdir. şehri sokak sokak seni bulmak için geziyorum.

Temmuz 25, 2024

algı böyle bir şey evet #175

güneş alçalmaya başlamıştı. şu uzun ilkyaz günlerinden birindeydik ve güneşin açısına göre çıkarımda bulunacak olursam saat dördü biraz geçiyor, bilemedin beşe geliyor olmalıydı. dağa yakın olduğumuz için midir bilmiyorum, hava düşündüğüm kadar sıcak değildi ama en azından güneşli olduğu için kötü de diyemezdim. çizgi halinde uzanmış kasabayı çaprazdan aydınlatan güneşe bakınca, güneşin batıda olduğuna kanaat getirdim. tokyo'dan çıktığımda yalnızca kuzeye doğru gitmeyi planlıyordum ama trenden indiğimden beri yön duygumu tamamen kaybetmiştim. kasabayı bir uçtan bir uca takip ederseniz yolun sonu dağa çıkıyor; dağ ise kuzey yönünde olduğuna göre demek ki çozo ile ikimiz yoldan hiç sapmadan kuzeye doğru ilerlemişiz.

algı böyle bir şey evet #174

zihnin anlaşılması üç dünyada da olanaksızdır.

Temmuz 24, 2024

kafamın aynı olduğu adamlar #110

isa ve havarilerinin konuştuğu aramice dilinde borç ve günah için aynı sözcük kullanılıyordu.

iki bin yıl sonra, yoksulların borçları en kötü cezaları hak eden günahlar olarak görülüyor. özel mülkiyet, mülkiyetten mahrum olanları cezalandırıyor.

algı böyle bir şey evet #173

gidersen bana da bir dengini yolla
dinerse gözyaşın beni de ağla
arkanda beni bırak gönlüme aldırma
ardında bir beni bırak gönlüme duyurma

arada olur öyle #180

diğer mantarlardan hiçbir farkı olmayan bir şişe mantarı (adı sandor hirt g. imiş ama bu neyi değiştirir!..) suya düştü.

bir süre, tam da beklendiği gibi, suyun yüzeyinde bata çıka yüzdü. ancak sonra tuhaf bir şey oldu. mantar ağır ağır batmaya başladı, dibe vurdu ve bir daha yukarı çıkamadı.

bu olayın hiçbir açıklaması yoktur.

algı böyle bir şey evet #172

dün akşam dokuzda tokyo'dan ayrıldığımda da bütün bunları bildiğimi sanıyordum ama yürümeye başladığımdan beri sinirlerim bozuk. ayaklarım ağırlaştı ve bitmek bilmeyen çam ağaçlarından usandım. fakat aslında ne ayaklarım ne de ağaçlar canımı sıkıyor, karnım fena ağrıyor. ne için yürüdüğümü bilmiyorum ama yürümeye bir an dahi ara verdiğimde tekrar katlanamayacağımı bildiğim kadar şiddetli bir ağrı bu.

dahası da var, yürümeye devam ettikçe içinden sıyrılamayacağımı bildiğim bu dünyaya daha da battığımın farkındayım. dönüp baktığımda gün ışığında parıldayan tokyo bile çoktan farklı bir yaşama bürünmüş. elimi ayağımı uzatsam da o dünyaya ulaşamam. içinde bulunduğum dünya bambaşka. sıcak ve aydınlık tokyo tüm berraklığıyla gözlerimin önünde beliriyor. gölgelerin arasından çağırmak istercesine net görebiliyorum. ama aynı zamanda ayaklarımın beni götürdüğü yer sonsuz bir karanlık. bu karanlığın -ömrüm yettiğince genişlemeye devam edecek bu karanlığın- içinde kaybolup amaçsızca dolaşacağım için çaresizim.

bulutların kapladığı bu dünyanın genişleyip kalan günlerim tükeninceye kadar yolumu kapatacağını düşünmeye katlanamıyorum. çünkü bu demek oluyor ki, kaygılarım beni bir adım atmaya sevk ederse, aslında kaygılarıma doğru bir adım atmış olacağım. kaygılarım tarafından hem kovalanıp hem de çekilerek istemsizce hareket edecek; durmaksızın yürümeye devam etsem bile bir noktaya varamayacağım. ömrüm boyunca çözüm bulamayacağım kaygılar içinde dolaşıp duracağım. adım attıkça bulutların daha da karardığını düşünürsem daha iyi olacak sanırım. karanlık yerlerden geçtikçe daha koyu karanlık gelecek ve çok geçmeden dünyam zifiri karanlığa bulanacak, kendi gözümle kendimi dahi göremez olacağım. böylece rahatlayacağım.

işin kötü tarafı, yürümekte olduğum bu yol ne aydınlığa kavuşuyor ne de karanlığa gömülüyor. her daim yarı karanlık yarı aydınlık vaziyette, çözümsüz kaygılarımın ortasında bir yerde duruyor. yaşama amacım yoksa da nokta koyamıyorum. hiç kimsenin olmadığı bir yere gidip tek başıma yaşamak istiyorum. ama bunu başaramazsam, bari...

Temmuz 21, 2024

terapik dialoglar #91

bahar: sabah görüyorum seni akıl hastanesindesin, akşam insanlar elini öpmeye çalışıyor..
behzat: insanları anlamak mümkün değil.

Temmuz 20, 2024

kafamın aynı olduğu adamlar #109

zamanın eli değdi bize, çoktan değişti her şey
aynı değiliz ikimiz de
zaaflarına bir gece, hatalarına bir nilüfer
sevgisizliğine bir kalp verdim

artık geri ver, geri veremezsin aldıklarını
artık geri ver, geri verilmez hiçbir yanılgı
yokluğuma emanet et sende benden kalanları
her şeyi al bana beni geri ver, bir şansım olsun

başka yer başka zaman, sensiz ömrüm olsun
her şeyi al bir şansım olsun
başka yer başka zaman, sensiz ömrüm olsun
....