buraya 1938 yılının şubat ayında geldim. kuşların çoğu yuvalama yeri ve bir kısmı da uygun eş arayışındaydı. benden çok birbirleriyle ilgiliydiler. mart ayının gelmesiyle bu değişti. yaşça büyük erkek baştankara billy mağrur görünüşü ve sert sesiyle diğerlerinden daha arsızdı. her sabah, herkesten önce yem tablasına gelir, her öğleden sonra uzun uzun banyo yapardı. sıcak bir nisan günü camdan içeri girdi, salonda şöyle bir dönüp dolaştıktan sonra dışarı çıktı. ertesi gün yine geldi. baştankaralar özellikle birbirlerini dikkatle izleyerek öğreniyorlar, kısa bir süre sonra billy'nin eşi yeşilli de onunla birlikte içeri girdi; ona bu adı kanatlarındaki yeşil parıltıdan dolayı verdim. o günden sonra içeri rahatça girip çıkabilmeleri için çatı penceresini açık tuttum. bu bana çok şey öğreten farklı bir hayat şeklinin de başlangıcıydı.
Mayıs 04, 2026
kafamın aynı olduğu kadınlar #19
buraya 1938 yılının şubat ayında geldim. kuşların çoğu yuvalama yeri ve bir kısmı da uygun eş arayışındaydı. benden çok birbirleriyle ilgiliydiler. mart ayının gelmesiyle bu değişti. yaşça büyük erkek baştankara billy mağrur görünüşü ve sert sesiyle diğerlerinden daha arsızdı. her sabah, herkesten önce yem tablasına gelir, her öğleden sonra uzun uzun banyo yapardı. sıcak bir nisan günü camdan içeri girdi, salonda şöyle bir dönüp dolaştıktan sonra dışarı çıktı. ertesi gün yine geldi. baştankaralar özellikle birbirlerini dikkatle izleyerek öğreniyorlar, kısa bir süre sonra billy'nin eşi yeşilli de onunla birlikte içeri girdi; ona bu adı kanatlarındaki yeşil parıltıdan dolayı verdim. o günden sonra içeri rahatça girip çıkabilmeleri için çatı penceresini açık tuttum. bu bana çok şey öğreten farklı bir hayat şeklinin de başlangıcıydı.
Nisan 28, 2026
kafamın aynı olduğu kadınlar #18
baştankaralar zamanla beni tanıdı, her ne kadar varlığım davranışlarını etkilese de (örneğin aniden ayağa kalktığımda ürküyorlardı; bu yüzden eve girmeden önce kapının dışından "fıstık" diye bağırarak, geldiğimi haber veriyordum) genelde hayatlarına olağan seyrinde devam ediyorlardı. bu durum sayesinde sadece davranışlarını incelemekle kalmıyor, aralarındaki ilişkileri de yakından gözlemleyebiliyordum. bu şekilde en az kırk baştankarayı yakından tanıma fırsatım oldu; her birinin farklı tercih ve istekleri vardı.
...
Şubat 27, 2024
yol çizgileri #54
humata, hūxta, huvaršta.
rüzgar, gökyüzü, sonsuzluk, güneş ve bir de sevgi her yolu güzelleştiriyor. bir an için üzerinden -veya içinden- geçtiğin yolda o bir an içerisinde koskoca bir hayat oluşuyor, kayboluyor, oluşuyor, kayboluyor..
sen yolda giderken kenarda bir yerde kuşun biri su içmek için ürkekçe bir su birikintisine yaklaşıyor mesela. rüzgar esiyor. önce sağına soluna bakıyor, güvenmiyor. tedirgin. kaygıyla içilen bir yudum suyun az ilerisindeki tırtılın ise dünya umrunda değilmiş gibi çimenden çimene öyle umarsız bir yürüyüşü var. gören "bu ne rahatlık?" der. ama işte evi yok, döneceği bir yer yok, bekleyeni de yok zaten sırf durmamak için sadece yürüyor ama ona sorarsan hayat öyle gelişmiyor. hayat durmuyor, oluyor. gökyüzü berrak. tırtıl yanılıyor. bunları gören az ötedeki bir ağacın dalları birbirine çarpıyor. hava hışırdıyor. az kaldı bahara der gibi son bir kuru gürültü peşindeler belki de kim bilir? ağaç, kendi kendine, baksana ne güzel işte kuş uçuyor, bak bak görüyor musun tırtıl umarsızca yürüyor ama ben hep burada böylece duruyorum diyip iç geçiriyor. hava hışırdıyor. fikrini kimse sormamış ki zaten öylece bir ağaç olmuş, orada öylece duruyor. anlatıyor. sessizce, fısıldarcasına konuşuyor. sonsuzluğu basitçe anlatmaya çalışıyor.
kuş, ağacı duyunca su içmeyi bırakıyor. tedirginliği geçiyor. kafasını kaldırıp "ne kadar güzel bir ağaçsın!" diyor dudağının kenarındaki su damlasıyla. kuş "ben hep burada mıydım, sen hep burada mıydın?" diye sorunca ağaç "buradayız evet" diyip ekliyor; burada yaşıyoruz. birbirine çarpan dallar duruyor. bir an sessizlik oluyor, herkes düşünüyor ama tırtıl hala yürüyor. bu ne şimdi? diyen anlamsız sallanmalar arasında kuru gürültücü dallar tam da senin yoldan geçtiğin o an tüm bunları birbirine soruyor; "tüm bunlar gerçek mi?". tırtıl olan biteni duyup görüyor, yüzünde tebessümle yürüyor. umursamıyor. çimenden çimene umarsızca yürüyor.
kuş ağaçla konuşuyor, yol suyla bölünüyor, ağaç tırtılı çağırıyor, çimen kuşa bakıyor. yolda güzel şeyler oluyor.
geçtiğin yoldaki bir saniyede hayat oluşuyor, kayboluyor, oluşuyor, kayboluyor ve tekrar oluşuyor. yollar kendi güzelliğini kendi içerisinde zaten var ediyor. sorman gereken soru şu; "tüm bunlar gerçek mi?".

