Mayıs 24, 2013

arada olur öyle #101

yaşanmış bir hikâyedir.

trt3 radyo'da bir senfoni dinlerken arka plandaki seslerden birine takılıp sadece o sesi onaltı dakika boyunca dinledim.

benim aklım köşeli #82

ne tarafımdan kalktığım belli olmasın diye yatağı duvara dik yerleştirdim; iki yanım da boş. benim uyanmamı bekliyorlar!

kafamın aynı olduğu adamlar #35

kim ki kendinden bir canavar yaratır, işte o zaman insan olmanın acısından kurtulur.

Mayıs 14, 2013

yol çizgileri #39

güzellikler yaratmaya çalışsam da ters giden onca şeyin arasında kendimi izmir'de tahta bir bankın üzerinde otururken buldum bugün. aslında her şeyin o kadar da ters gitmediğini anladığım an ile o an orada olmanın verdiği his gözlerimi kapattırdı. sanki yıllar evvelki halimle gelip aynı denizin aynı kıyısına oturup duyduğum deniz kokusu, garip bir dinginlik ve yarını daha da güzel var etme hissi gezindi içerimde. gözümü açtım. burdayım evet dedim, yaşıyorum.

algı böyle bir şey evet #64

aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.

algı böyle bir şey evet #63

...

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım

Nisan 30, 2013

aynı dertten muzdarip #38

hıçkıra hıçkıra ağlayasım var.

terapik dialoglar #53

ender : yaşadıklarına karşı duruşunda huzur ekiyorsun kendinde.. filiz olup boy vermesi zaman alıyor ama farketmesen de kökleşiyor.

ben : toprak benim de hava elin havası. rüzgar esti mi tozum kalmıyor.

arada olur öyle #99

hani an olur uyku haram gelir ya. öyle bi gece sanki ayaklarımın altındaki.

yol çizgileri #38

yıllar evvel anlattığım, alibaba'nın ömrününün en güzel zamanlarını harcadığı yirmibeş metrekarenin diğer yarısındayım. oturduğum yaşlı koltuğun karşısında, göz hizzamda yıllar evvel eşantiyon bi çakıyla boyumun ölçüsünü kazıdığım ve şimdilerde ancak belime kadar gelen iz var. tam da o kadardım. şimdi çocukluğuma bakıyorum. o işareti kazıdığım gündeki kendimi, saflığımı düşünüp kendimi sorguluyorum şimdilerde kafamı eğerek geçtiğim yirmibeş metrekarenin diğer tarafında. 'lan oğlum dükkanı kapatıp gelsene artık' dediğinde bunu hiç söyleyemedim alibaba'ya. orada o ize bakmak o an dünyanın en uzun filmi. çünkü hep en sondan başlayıp o güne gidiyorum. ve en dolu fikri her ne kadar boş boş bakıyor gibi görünsem de. çünkü bitmiyor. saatlerce baktığımı biliyorum. yok.

geçmişten cümlelerim bunlar.

şimdilerde böyle bir andan da yoksunum. el yazımla yazdığım tüm etiketlerden ayrı bir tek yazı vardı koca yirmibeş metrekarede. 'devren satılık'.

öyle bile olamadı. ne devredildi, ne de satıldı.

gitti. o çocuk artık o boyda değil.

aynı dertten muzdarip #37

aslına bakılırsa hayatım hep rutindeydi, benim birşeyleri var etmediğim zamanlarda. bu cümle bir şekilde kabul edilebilir ama asıl sorgulamamın ve hayata bakışımın bulanıklığının başladığı yer şurası; 'bak işte yaşıyosun' dediğim 'birşeyler yaşıyosun' dediğim anlar da zaten o belirli sınırlar içerisinde. yaptığım herşey aslında olasılık dahilinde. sırf ben isteyipte var edebildiğim için varlar yani. açtığım kapıların bana açtığı muhtemel sonuçları yaşıyorum ve kapılar hiç bitmemekte. sonuçlar diyorum çünkü aslında her olasılığın sonucu ve bu sonucun getireceği şey de belli zaten. kaldı ki buna sebep olan en etkin şey bilinçaltımın veya deneyimlerimin dışında kalan o sınırlı var olma çabası beni benden habersiz yöneten. şimdi ben istediğim şeyi mi yaşıyorum? yoksa zaten olacak olanı mı yerine getiriyorum? anlamıyorum. buna olan öfkemi kontrol ederek söylüyorum; ben boğazıma kadar içinde olduğum bu olagelişler dizisini yaşamak istemiyorum. ben hissetmek istiyorum. yaşamak istiyorum. hayat aslında beş duyumun da dışında gelişip beşinin de ağrında.

ve sırf bu yüzden anlıyorum 'bu ne?' ve ardından 'yeter..' diyip nefesini tutanları. gidenleri.

benim aklım köşeli #80

bir insanın yokluğunun verdiği ağırlık, varlığının verdiği hafiflikten fazlaysa ne yapmalı? hadi buyur.

Mart 31, 2013

her yerde bir kırmızı var. #33

mutlu olmak varken bu dünyada
geceler geldi
dayandı kapımıza..

olduk
acımızla
acımızla sarmaş dolaş..

aynı dertten muzdarip #35

yalnızlığı yaşamak;

yağmurlu bi günde, uzatılan şemsiyenin reddiyle başlayıp yüzünden süzülen yağmur damlalarının yaşattığı o ıslaklık hissi.  o yokluk.
ve araya karışan göz yaşları..

benim aklım köşeli #79

gökyüzü
günahını varoşların üzerine bırakır.

zengin olan korkar
gök gürültüsünden.
kirli çocuklar oyun zanneder
her şimşekte
tutar
nefesini.

aynı dertten muzdarip #35

yalnızlık
saklandığın o küçük delikte buluyor seni..

Mart 26, 2013

algı böyle bir şey evet #62

yemeği sabit ölçüyle değil göz kararı yapan insanla evlenilir.

bu arada, yemek yaparken gözlerimi kullanırım ;)

Mart 18, 2013

arada olur öyle #97

bulutlar yaarimee selaam söyleeyiinn
söyleeyinn
kavvuşmak günümüüz yakııınmış deeyiinn
mışş deeyinn

hadi hepberaber

algı böyle bir şey evet #61

....
bize erkek adam derler kula kulluk etmeyiz
kelamı düzden eder kıvıranı sevmeyiz
el öptüysek hürmetten, etek paça öpmeyiz
sürülerden haz etmez, biz hep yalnız gezeriz
..
.

arada olur öyle #96

arkaya doğru ilerleyieen vohooov
otobüsün arkası da aynı yere gidiyohoov

kafası!

algı böyle bir şey evet #60

..
güzelliğin on par'etmez
bu bendeki
aşk
olmasa
...
..

yol çizgileri #36

yalnız selvi durağı.

şimdiye kadar duyduğum en güzel durak ismi bu. yalnız selvi durağı. dalıp gidiyorum düşüncelere, arada da olsa, bu duraktan geçerken.

terapik dialoglar #52

-havalar ısınıyo manevi hayatınıza dikkat edin gençler (din hocası)
-huhaha (sınıf)

Mart 11, 2013

aynı dertten muzdarip #34

benim yarelerim tuzum tuzum der
bir derdim var, bin dermana değişmem

Mart 01, 2013

Şubat 27, 2013

aynı dertten muzdarip #33

işimden ötürü hayatımın ciddi bir kısmının otellerde geçeceğini yine bir otelde düşünüyor oluşum durumu özetliyor sanırım.

Şubat 17, 2013

terapik dialoglar #50

-güüllleerriiinnn içiiindeen caanım koşarak koşarak geel banaa geel
-mhmm