"ben ölürsem sevdiceğim sağ olsun" cümlesindeki kaygı nedir?
a) ya biri gördüyse
b) ya devlet gördüyse
c) ya komşum görürse
d) ya kimse görmediyse
e) hepsi
HER GÜNEŞLİ PAZARTESİLERİ ÖNCE SAKALIMA GİDER PARMAKLARIM. YENİ BİR HAYATA BAŞLAMANIN HİSSİ ONDAN YÜKLENİR GÜNÜN İLK HİSSİZLİĞİNİN TADINI ÇIKARAN BEDENİME. HATTA DÜNYAYI AHESTE AHESTE DÖNDÜREN BİLE O OLABİLİR!
"ben ölürsem sevdiceğim sağ olsun" cümlesindeki kaygı nedir?
a) ya biri gördüyse
b) ya devlet gördüyse
c) ya komşum görürse
d) ya kimse görmediyse
e) hepsi
uzun ince bir yoldayım
gidiyorum gündüz gece
bilmiyorum ne haldeyim
gidiyorum gündüz gece
...
acıyı hissedeceksin. hayatın dengesinde acı hep var, olacak. acı gelip kalbini böyle mengeneye alacak, sen misin yaşayan lan dercesine. dayanamayacaksın belki de. ama, iyilik kazanacak.
iyilik kazanacak.
kalbinle görsen, yüreğinle duysan ne gelir elden,
gerçeklik dolu şarjörler, bize ne kadarı düşer?
her şeyi göze alan sevgiyi katletmişler.
dokun bana, yarım kalan ne çok şey var.
yağmur geçer uykusuz kalır,
rüzgar diner kuytusuz kalır,
mutsuzluğa da varım diyen aşkı katletmişler.
dokun bana, dokun bana,
dokun bana, bu sen misin?
uyuyan şu insanların rüyaları adına
geceyi hırka gibi giyinmiş uykusuzluğun acısı adına
ağaçların yaprak yaprak gökyüzüne uzanmış arzusu adına
sokak köpeklerinin ezanla başlayan ulumaları adına
denizin büyük mavi karanlığı adına
incinmiş gururun gözyaşı adına
dağ başlarının mağrur ıssızlığı adına
nar ağaçlarının kırmızı bereket çanı adına
umudun umutsuzluktan ağır yükü adına
kalbine inanmış bütün sevenlerin muradı adına
yolların cezaya döndüğü uzaklıklar adına
yolların bağışa döndüğü yakınlıklar adına
saka kuşunun çembercik kuşuna söylediği şarkılar adına
şarabın mumla seviştiği geceler adına
arzusu gövdesinde kalmış ölüler adına
yoksulluğun uzak derin gözleri adına
yüzü yere düşen çaresizlik adına
kavuşmanın kekeme sevinci adına
herkesten yapılmış duvarlar adına
kendinden başka doğrusu olmayan büyük aşklar adına
o ışık goncasının arzusu ve korkusu adına
benim kırk yıl gecikmiş avunmaz zamanım adına
aşkı bir gövdeden doğuran dünya
sen koydun bu kalbi bu güzelliğin önüne
ayrılığa bırakma beni
ölüm bir gün nasılsa sürecek hükmünü
gecikme, şükrü erbaş
...
solmadan gel artık aşkımın gülü
olsa da konuşsa kalbimin dili
küçücük dünyamda bir bilsen seni
görünmez yazıyla yazdım kalbime
...
her şeye rağmen hala kendi kendine gülebiliyorsun, hala varsın ve daha da güçlüsün. hayatına ağırlık olan insanlardan kurtuluyorsun, bu konuda seni gerçekten tebrik ettiğimi bilmeni istiyorum çünkü haliyle biraz zor oluyor yaşanılmış bu kadar fazla geçmişin üstünü örtmek. hoşça kal demek.
ne kadar zor olsa da giden için iyiyi istemekten vazgeçme. inanılmaz bir örgünün parçası gibisin. hatta öylesin. bunlar olurken, kendi yolunu seçerken, eksilmiyorsun farkındasın değil mi? asla unutma, bir şekilde hayata tutunma hali olarak bile bunu kendi kendine hep hatırlatabilirsin mesela; iyi ve güzel insanlar vardır. varlar. var olacaklar. öyle kal.
gelelim başka bir gerçekliğe. günümüzde sadece iyi ve güzel insan olmak kendi başına yeterli değil, samimi bir maalesef ki öyle evet hali. böyle zamanlarda. çünkü başkalaşıyorlar ve seni ve herkesi üzmeye devam ediyorlar. unutma, kendi kendine gülebiliyorsun hala.
her zaman yalın bir hissin peşinde olmaya çaba göster; denizin mavisi, ağacın yeşili, varlık ve yokluğun beyazı veya kanın kırmızısı gibi. olduğu gibi, olduğun gibi. mutlu olmak veya mutlu ölmekse mesele, o sensin. her şey en önce senin kendi kendinle verdiğin mücadelede oluyor. hayat öyle başlıyor. ve kendi kendine hatırlatman gerekir ki, her şey sadece bir sonuç için var olmak zorunda değil. sonuç zaten belli bile olabilir. bir şeyin sadece olması dahi güzeldir. yeterlidir. senindir.

dede: başından beri ortak bilinçaltında sıkışıp kaldın. başkalarına yardım etmen güzel bir şey tabi, güzel bir şey de; bunun sonu yok ki. insan dediğin varlığın derdi, sorunu bitmez ki. biraz da kendini düşünmelisin.
iskender: dedecim, n'apayım ben. elimden bir şey gelmez ki, benim doğam bu yani.
dede: söyle bakalım bana; en son kendin için n'aptın hatırlıyor musun?
iskender: en son.. hatırlamıyorum...
dede: başkalarının uğruna koca bir hayatı tükettin yani, öyle mi?
iskender: tükettin derken?
ışıklarla..
...
ölümle yaşamı ayıran çizgi
siyahla beyazı ayıramaz ki
her yolun sonunda ölüm olsa da
sevenleri kimse ayırmaz ki
...
...
bekleyeceğim, bekleyeceğim
geri dönmese bile
alıştım kaderin zulmüne artık
bana gülmese bile
geri dönmez artık, giden sevgililer
her ümit ufkunda ağlıyor gözler
bitmeyen çilenin, derdin sarhoşuyum
kahderip geçiyor en güzel günler
bıktım artık, yaşamaktan
çekmekle biter mi bu hayat yolu?
aah, bu yalnızlık
bu dertler
...
...
nicedir, benim gibi herkesin
dudağında bir suskunluk rengi
kımıltı yok bu suskunlukta
eller, ayaklar gecenin katranında
...
yıldız ve ay her zaman gökte olacak
saf şaraptan iyiyi sanma bulacak
şarap satan insana ben çok şaşarım
satıp ondan güzel bir mal mı alacak?
sen bir deli poyraz olsan,
tepip dağıtmaya gelsen,
ben bir ulu hasta olsam,
yoluna yatsam ne dersin?
sen bir ulu hasta olsan,
yoluma yatmaya gelsen,
ben bir can alıcı olsam,
canını alsam ne dersin?
sen bir can alıcı olsan,
canımı almaya gelsen,
ben bir cennetlik kul olsam,
cennete girsem ne dersin?
sen bir cennetlik kul olsan,
cennete girmeye gelsen,
pir sultan üstâdın bulsan,
bilecek girsek ne dersin?
gün geliyor merhaba diyor. merhaba diyorsun, susuyor. bir şey demiyor. ne yapsın gün günü kovalıyor, hafta da haftayı, yıllar da yılları kovalıyor derken sonra bir gün geliyor yine merhaba diyor. merhaba diyorsun, susuyor. arada oluyor.
...
dağ dağ, dağ üstüne
yol, su, gök derdime
çare olmaz oldu
sorarım kendime
söyle derdin mi var?
...
..
laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dâhil
...