Nisan 09, 2024

arada olur öyle #165

an anı kovaladı, günler günleri kovaladı, yıllar yılları kovaladı derken yalnızlığa da alıştım böylece.

Nisan 07, 2024

yol çizgileri #63













-çocuk neden sakat abi?
-doğuştan.. doğuştan denmez aslında, hamileyken babasından ağır bir dayak yemiş.
-babası nerede?
-sinop'ta.
-hapisanedeki?.. geçen gün uğur ablayı hapishaneye giderken gördüm.
-sevgilisi.
-onun için mi bu şehirdesiniz?
-...
-sen?
-uzun hikaye, karışık.. bu kaltakla aynı mahallede büyüdük. mevlanakapı'da. babası zabıtaydı, alkolik hasta bir adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. bu, anasıyla yoksul perişan. bizim tuzumuz kuruydu hacı babam yapmış bir şeyler. bir de zagor vardı, bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filmciydi yeşilçam'da. cepçilik, arpacılık her yol vardı itte. ama sevimli yakışıklı oğlandı, bizimkini aşık etmiş kendine. ben efendi oğlanım okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte. ne bok varsa hep askerliği bekler, dört sene kaldı üç sene kaldı.. sonunda o da geldi gittik. bizden herkes bunu bekliyormuş, gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü kız bulundu çeyiz falan filan, nikahlandık. iki taksi bir dükkan verdi peder. dükkanda koltuk moltuk satardım. bir gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam görür görmez cızz etti içim. böyle basma bir etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bir bluz, saçlar maçlar, pırlanta anlayacağın. şunun bunun fiyatını sordu dalga geçti benimle. kanıma girdi o gün, tabi taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bir soruşturma; dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede, ama asıl zagor'a kesikmiş. zagor da kaftiden içeride o sıra. bir gün süslenmiş püslenmiş zırt geçti dükkanın önünden, bir yazıldım peşine; tuhafiyeciye girdi, pastaneden çıktı, minibüs otobüs geldik sağmalcılara. benim içimde bir sıkıntı, işi anladım tabii, zagor'u ziyarete gidiyor. bir tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım, çaresiz evlendik ötekiyle. o ara zagor içeriden çıktı, sonra bir duyduk kaçmış bunlar. altı ay mı, bir sene mi? kayıp. hep rüyalarıma girerdi orospu. o gün dükkana gelişini hiç unutamadım. benimkine bile dokunamaz oldum. sonra bir daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş zagor, biri polis. ikisinin de gırtlağını kesmiş. karakolda beş gün beş gece işkence buna. arkadaşlarının öcünü alıyorlar, kaltağa da öyle. önce öldü dediler zagor'a sonra komalık. ankara'da oluyor bunlar. bizimki bir gün çıkageldi mahalleye, zagor içeride, en iyisinden müebbet. bir sabah dükkana geldim baktım bu oturuyor. önce tanıyamadım, anlayınca içim cızz etti. cızz etti de ne, tornavida yemiş gibi oldum. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bir surat.. ama bu sefer başka güzel orospu. orhan'ın şarkıları gibi kalktı böyle dimdik konuşmaya başladı. dedi para lazım, çok para. zagor'a avukat tutacakmış, ileride öderim dedi. esnafız ya biz de nasıl? diye sormuş bulunduk; orospuluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. içime bir şey oturdu ağlamaya başladım. ama ne ağlama. işte o gün bir inandım orospuya tam yirmi yıl geçti. uzatmayalım, zagor'a müebbet verdiler. ama rahat durmaz ki piç, ha birini şişledi ha firara teşebbüs o şehir senin bu şehir benim cezaevlerini gezip duruyor. orospu da peşinden. sonunda dayanamadım ben de onun peşinden. önce dükkan gitti, ardından taksiler, karı terk etti, peder kapıları kapadı. yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem zanaat yok, bu durmuyor hiç. ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyor milletin altına. gel dönelim diye çok yalvardım; evlenelim, pederi kandırırım, zagor'a bakarız. yok.. kancık köpek gibi izini sürüyor itin. ne yaptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim istanbul'a. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kâr etmedi. her seferinde yine peşinde buldum kendimi. bir kersinde döndüm biriyle evlenmiş bu, hamile. beni abisiyim diye yutturduk herife. nedense rahatladım, oh dedim kurtuluyorum.. bu da akıllanmış görünüyor, yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyor başka bir şey demiyor. sinop'ta oluyor bunlar. ben de döndüm istanbul'a. doğuma yakın zagor bir isyana karışıyor yine. hemen paketleyip diyarbakır cezaevine postalıyorlar. çok geçmeden bizimki depreşiyor yine, o halinle kalk git sen diyarbakır'a. üç gün ortadan kaybol. herif kafayı yiyor tabii, dönünce bir dayak buna eşek sudan gelinceye kadar. kızın sakatlığı bu yüzden. sonra çocuğu doğuruyor, durum hemen anlaşılmamış. ortaya çıkınca bir gece esrarı çekip takıyor herife bıçağı, çocuğu da alıp vınn diyarbakır'a, zagor'un peşine. allahtan herif delikanlı çıkıyor da şikayet etmiyor. ben o ara istanbul'da taksiden yolumu buluyorum. epey bir zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu. zagor'un diyarbakır'da cezaevinde olduğunu duymuştum o sıra. bir gece bir büyükle eve geldim, hepsini içtim. zurnayım tabii. bir ara gözümü açıp baktım karlı dağlar geçiyor. bir daha açtım, başımda bir çocuk kalk abi diyarbakır'a geldik diyor. baktım, sahiden diyarbakırdayım. bir soruşturma. kale mahallesi vardır oranın, bir gecekonduda buldum malımı, bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı, hiç bir şey demedik. o gece oturup düşündüm, oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. yol belli. eğ başını usul usul yürü şimdi. o gün bu gün usul usul yürüyorum işte.

benim aklım köşeli #125

kafasında minimum bir tahtası eksik olan kişiler, yani toplumun tabiriyle deliler, öldüklerinde tahtalı köyü boylarlar. tahtalı köye başka hiç kimse kabul edilmez. biz deliler rahatça yaşarız tahtalı köyde.

Nisan 06, 2024

benim aklım köşeli #124

kendi kendime nasıl bir oyun kurduysam artık, ne geliyorsa kendince öyle olduğu gibi yaşanıyor. yıllar evvel düşündüğüm olası şeyler yıllar sonra zamansızca oluveriyor, gördüğüm imgeler kendince beliriyor, merak ettiğim şeyler ise kendi kendine cevaplarını buluyor. tüm bunların arasında rüzgarda özgürce savruluyorum.

hayatı iyisiyle ve kötüsüyle kabul ettiğim için mutluyum. bazen canım yanıyor ama mutluyum. bazen hayatın güzelliğine şaşırıyorum ve yine mutluyum. tüm bunların arasında rüzgarda özgürce savruluyorum.

Nisan 03, 2024

kafamın aynı olduğu adamlar #94

kaval olur, keman olur, saz olur;
türlü türlü sada verir ağaçlar.

kafamın aynı olduğu adamlar #93

bir güzelin âşıkıyım ağalar
anın için taşa tutar il beni
gündüz hayalimde gece düşümde
kumdan kuma savuruyor yel beni

algı böyle bir şey evet #147

kilise, beden bir suçtur, diyor.
bilim, beden bir makinedir, diyor.
reklamlar, beden ticari bir iştir, diyor.
beden, ben bir karnavalım, diyor.

algı böyle bir şey evet #146

son kez gölgemden gölgen koptu
hem de çok derinden
dertliyim, sesin yok tenin yok
sessizlik son kez

tüm o sevgilerimi geri ver, bırak
yoruldum çok, yolun açık olsun
kimse geri dönmez

her yerde bir kırmızı var. #60

magda lemonnier gazetelerden kelimeler kesiyor. bu farklı boyutlardaki kelimeleri kutularda saklıyor. kırmızı kutuda öfkeli kelimeleri saklıyor, yeşilde aşk dolu kelimeleri. mavi kutuda tarafsızları. sarı kutuda hüzünleri. saydam kutuda da büyülü kelimeleri saklıyor.

bazen kelimeler istedikleri gibi karışsın diye kutuları açıp masanın üzerine boca ediyor. o zaman kelimeler ona olmakta olanı anlatıyor ve olacakları haber veriyor.

algı böyle bir şey evet #145

eşleşme kaldırılıyor. hayata yönlendiriliyorsunuz. lütfen bekleyin...

Nisan 01, 2024

aynı dertten muzdarip #74

önceki bir muzdarip dertlerde dediğim gibi; herkes kendi hayatıyla meşgul, herkes kendi hayatında yaşıyor. herkes bir hayatın içerisinde ve o hayatı yaşıyor. aynı dertlerden muzdarip insanlar da kendi hayatında bir şekilde var oluyorlar.

algı böyle bir şey evet #144

dostumun bağına girip dizdiğim
lale midir, sümbül müdür, gül müdür?

algı böyle bir şey evet #143

dolanı dolanı gelir
ölüm yavaşça yavaşça
kalem alıp yaz derdimi
gülüm yavaşça yavaşça

kafamın aynı olduğu adamlar #92

nesini söyleyim canım efendim
gayri düzen tutmaz telimiz bizim
arzuhal eylesem deftere sığmaz
omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

benim bu gidişe aklım ermiyor
fukara halini kimse sormuyor
padişah sikkesi selam vermiyor
kefensiz kalacak ölümüz bizim

serdarî halimiz böyle n'olacak
kısa çöp uzundan hakkını alacak
mamurlar yıkılıp viran olacak
sonunda dağılır ilimiz bizim

arada olur öyle #164

time stands still, call your name
fall in love, but you say
don't you dare fall in love

say i'm wrong, just too late
all i know, time won't wait
don't you dare fall in love

♪♫♩♬♪♩

over and over again

Mart 31, 2024

yol çizgileri #62

içimdeki yolculuğu tamamladım ve kafamdaki yolculuğu erteledim. böylesi daha iyi.

Mart 30, 2024

algı böyle bir şey evet #142

gezintiye çıkmanın sırrı, kendi dik kafalılığımızın esiri olmuş, meşgul ve kutuplaşmış yaşamlarımızda nadiren karşılaştığımız, zihnin bu 'müsait olma' halinde saklıdır. müsait olmak, vazgeçmenin ve eylemin az rastlanır bir sentezidir ve yürürken zihnin bütün melekelerini harekete geçirir. ruh âdeta görüntüler dünyasına uygun hale gelir. ne kimseye verecek hesabı vardır, ne de tutarlı olmak zorundadır. neticesiz bu oyunda, dünya, aylak aylak gezen maymun iştahlı kimseye, ciddi ve sistematik gözlemciye nazaran kendinden daha fazla şey bırakıyor olabilir.

bütün bu keşif ve sevinçleri sadece açık bir zihinle yürüyenler tecrübe edebilirler. gezintiye çıkmak bir yöntemmiş gibi, gezintiyi buna asla alet etmemek gerekir. ilkbahar güneşi tarafından çağrılıp, sırf kendine biraz zaman ayırmak için işiyle ilgilenmeyi bırakabilen kişinin karşısına kendiliğinden çıkar bu keşif ve sevinçler. açık bir yürekle, işleri ve kaderi bir anlığına kenarda bırakma arzusuyla çıkılmalıdır gezintiyle. gezintiden hiçbir kâr beklemiyorsak, meşguliyetlerimizi ve kaygılarımızı ardımızda, çekmecelerde bırakabiliyorsak, işte o zaman gezintiye çıkmak, var olmanın hafifliğini, kendiyle ve dünyayla özgür bir uyum içinde olan ruhun yumuşaklığını yeniden keşfe, o karşılıksız estetik âna dönüşebilir.

Mart 29, 2024

benim aklım köşeli #123

birtakım aydınlanmalar.

her yerde bir kırmızı var. #59

salındı bahçeye girdi
çiçekler titredi, durdu
mor menekşe boynun eğdi
gül kızardı hicabından

algı böyle bir şey evet #141

bugün en önemli şeyin hiç kimse tarafından aldatılmamak olduğunu sanırsın. ama hayatının güneşi asıl senin hiç kimseyi aldatmamaya çalıştığın gün doğacaktır.

yol çizgileri #61

gezerken şu yere uğradı yolum,
bu yerlerde böyle güzel olur mu?
kuğum seni uçurmuşlar gölünden,
bu göllerde böyle kuğu olur mu?

algı böyle bir şey evet #140

yaşama tarzı hayatımızı istediğimiz gibi yaşamamız demektir. birçok insanların hayatlarında bir hedef yoktur, bu yüzden hareketlerini düzenleyemez, belli bir idealden yön alamazlar. böyle insanların çalışması da bir oyalanmadan başka bir şey değildir. halbuki gerçek çalışmanın ilk şartı karakterin ve ahlaki sorumluluğun gelişmesi, bir karara varmasıdır. insan aldırmazlığı ancak bu şekilde yener, hayatını da bir düzene koyar.

bu düzenleme kabiliyeti iyi ile kötüyü ayırt etmekle başlar. bu ayırt etme çok önemlidir çünkü bütün kararlar buna bağlıdır.

bugün böyle seçme diye bir şey yok. bu yüzden de birçok gençler iyi, akıllı, uslu, temiz giyimli, düzgün vücutlu oldukları halde ruhlarında bir bozukluk var. böyleleri farkında olmadan ahlaksızlığa başlayıverir. çünkü disiplin sahibi değildirler. yalan söylemek istemeseler bile, gerçeği söylemek duyguları da yoktur. böylece yaşadıkları anın akıntısına kapılarak her şeyi yapabilirler. hayatta utandırıcı bir duruma düşmek istemiyorsak kendi kendimize sıkı bir disiplin sahibi olmamız gerekir.

Mart 28, 2024

arada olur öyle #163

yanımdasın, hızla aynı uzağa gidiyoruz
evler, pencereler
başka başka şeyler istiyoruz yollardan
iplik iplik sisler var
yollarda iplik iplik sisler

isim şehir, şehir isim
yanımdasın, yine de sensizim
gece inerken ağladığında elini tutan ben olsam
unut onu, unut onu

yanımdasın, hızla aynı uzağa düşüyoruz
ilkler, son kereler
başka başka şeyler bekliyoruz yollardan
unutulmuş şehirler var
yollarda unutulmuş isimler

isim şehir, şehir isim
yanımdasın, yine de sensizim
gece inerken ağladığında elini tutan ben olsam
unut onu, unut onu

kafamın aynı olduğu adamlar #91

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz, havası ayrı hava

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince, dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince

nerede gördüklerim, nerede o beklediğim
rengi başka, tadı başka

algı böyle bir şey evet #139

içimde yeryüzü konuştukça anlıyorum ki
bölünmüş bir hatırayım ben dünyaya dağılan

ve şimdi biliyorum neden yaş akıyor
atımın sol gözünden

arada olur öyle #162

bir varmış, bir yokmuş. evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. pire berber iken, deve tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. tıngır elek, tıngır felek demişler, bu masalı böyle anlatmışlar.

algı böyle bir şey evet #138

bir çocuk kayaya oturdu, taş attı denize
deniz doğdu
sonra güneşi uydurdu, ısındı elleri

bulutlardan koptu bir yağmur
hem ılık hem de mağrur, ıslattı saçını
saçları doğdu

denize özenmiş iskele üstüne binse de içine çekti onu
çürüdü zamanı unutunca, hesapsız atlayınca
uçurumlardan

algı böyle bir şey evet #137

zaman düşer ellerimden yere
oradan tahta boşa
saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya

resimler sarı güneşsizlikten
duygular değişir
dostlar dağılır dört bir yana, kendi yollarına

ve sen ve ben değirmenlere karşı
bile bile birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle

...

Mart 27, 2024

algı böyle bir şey evet #136

...
içine işlemiş sır, derdin ne?
geçtin mi ürkerek hiç kendinden?
bam telinin üstünde bir yere
konmuş bir kuştum döndüm evime

sağımı solumu kaplıyor bu kara orman
fırtına var devriliyor ömürlük yıldızlar
farkına var şeytanının gam dolu bu kara huyu
bak yanıyor değdiği her çiçeği bahçemin
...

arada olur öyle #161

güzelim toprak, güzelim hava, güzelim ağaç ve şaraba dönecek güzelim üzüm taneleri; teşekkürler. en güzel gecelerimde toprak, hava, ağaç, ben ve bir kadın ve şaraba dönmüş üzüm taneleri var. güzel gecelerim var.

terapik dialoglar #83

-abi dur sakin ol tamam!
-ne sakini lan bırak beni, duymuyor musun adam ben sanata inanmıyorum diyor?!

algı böyle bir şey evet #135

güzelliğin on par'etmez bu bendeki aşk olmasa
eğlenecek yer bulamaz gönlümdeki köşk olmasa

insan hayatındaki devinimi, tüm bu evreni, dönen yıldızları, delice halleri, kendi kendini yaratan bu gerçekliği, sevmenin ve sevilmenin değerini, en nihayetinde de tüm bu olan bitenin özetini buluyorum hep bu dizelerde. neyin nerede başlayıp nerede biteceğini anlatan onlarca şey var ama bu anlatılanlar bir başka. içinde sevgi var. olsa olsa bu kadar güzel tasvir edebilirsin insan hayatındaki devinimi.

senden aldım bu feryadı, bu imiş dünyanın tadı
anılmazdı veysel adı, o sana aşık olmasa

arada olur öyle #160

paralel dünyadaki yaşlanmış halini -kendini- birkaç adım önünde hızlıca yürürken görmek. seni fark etmeyecek kadar dalgın, yürüyor. ne düşünüyor acaba? nereye yetişiyor?

benim aklım köşeli #122

aşağıspiraller köyü: kafası karışmışların ve kendine sarılanların buluşma noktası. meydanda çeşme de var, kafalar rahat.

algı böyle bir şey evet #134

puedes pensarlos
y puedes tocarlos
y puedes sentirte cerca de su pecho

...

pero volverán
cuando estemos contentos
cuando cumplamos sueños
nos acompañarán
hasta el final
y luego volverán
en sueños

Mart 26, 2024

yol çizgileri #60

bugün otuzlarının sonundaki albert einstein gibi gezindim ortalıkta; saçlarım baya karışık, bakışlarım görenleri şaşırtıyor ve görünüşüm insanı sorgulatıyordu. sabahın ilk ışıklarında bir vapurla bir yakadan diğer bir yakaya geçtim. yukarıdan bakınca bu geçtiğim yakalar birer kıta bu arada; acayip heybetli ve havalı bence, çok güzel bir his. nereden nereye gittiğimi de düşünmedim, heybetsiz yürüdüm yani sadece benim de içerisinde olduğum hayatın kendini oluşturmasını gördüm. bugün zihnim gayet berrak, ruhum olabildiğine sakin. böylece zamanı itmeyi bıraktım; yorgunluğum bitti artık. zamanın gerçekliğine yaklaştığında seni sarıp çevreleyen ve bir nevi seni avucuna alıp sersemleten bir geçiş alanı var, etki alanı da diyebilirim buna; bu alanı bugün geçtim. zamanın görünmez kolları var. bugün zamana şekil vermeyi de, kendime zamanın neresinde olduğumu sormayı da bıraktım. geleceği merak etmeyi ve gereğinden fazla istemeyi de bıraktım. illüzyonları ve başa dönmeleri bıraktım. iyi insanları ve kötü insanları bıraktım. kendimi de bıraktım. bitmeyen rutinleri ve kaygılanmaları da bıraktım. geleceğe şekil vermeyi de bıraktım artık, yorgunluğum bitti. anı ıskalayan tüm halleri bıraktım. ve tabii koşmayı da bıraktım; sadece yürüyorum artık.

Mart 25, 2024

algı böyle bir şey evet #133

yağmurlu günlerde seviş benimle
kuşlar çinko damı gagalarken
tenimin kokusunu değiştiren yağmurlarda

sıcak öğlesonlarında seviş benimle
buhurlar tüterken tenimden
yanan toprağın buğusu soluğumken

bahar günleri dereboylarında seviş benimle
kestane saçlarında kelebekler asılıyken
yaz geceleri kurumuş dere yataklarında
sıcak kumlar yatağımız, söğütler çatımız, duvarımızken

ne olursa olsun sabahları seviş benimle
dinlenmişliğin gücü kaslarında
içinde ne varsa dökmenin hazzıyla saran
sonra ilk kez görür gibi algılaman için
her sabah öylece bırakayım seni dünyaya